İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Gülşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 14.12.2017 tarihli ve 20.04.2018 tarihli iddianamesi ile temyizin kapsamına göre sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır. Gülşehir Asliye Ceza Mahkemesi'nin 24.04.2018 tarihli kararı ile, Gülşehir Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/477 Esas sayılı dosyası ile 2018/164 Esas sayılı dosyasının aynı fiile ilişkin olmaları nedeniyle birleştirilmesine karar verilmiştir.
2. Gülşehir Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.10.2018 tarihli kararı ile sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 08.09.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve Bakanlık vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulandığı bölüm çıkarılarak istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz istemi, olayla ilgisi olmadığını, dosyanın tekrar incelenmesini, suçlamayı kabul etmediğini beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Bakanlık vekilinin temyiz istemi, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının oluştuğuna, zincirleme suç hükümleri uygulanmadan eksik ceza tayin edildiğine ilişkindir.
Dava konusu olay; sanık ...'in, 9 yaşındaki mağdure çocuk Sudenaz'ı cinsel amaçla ve birden fazla kez olmak üzere hürriyetinden yoksun kıldığı iddiasına ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Dosya kapsamına, mağdure çocuğun aşamalardaki samimi ve ayrıntılı beyanlarına göre katılanın eylem tarihinde 9 yaşında oluşu, sanığın para verme bahanesiyle mağdure çocuğu, 2016 yılında ve daha sonra 3-4 kez daha inşaata götürmek suretiyle cinsel istismarda bulunduğu ayrıca tanık Hatice'nin de 2017 yılında ...'ın evinde gerçekleşen olaya ilişkin görgüye dayalı ayrıntılı anlatımları gözetilerek, 9 yaşındaki ...'ın hürriyeti tahdit eylemi yönünden rızasının geçerli bir rıza teşkil etmediği anlaşılarak, sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık hakkında düzenlenen iddianamede birden fazla suç teşkil edecek eylem anlatımı bulunmadığı halde zincirleme suçun varlığı kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı bölüm çıkarılarak, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
1. Gülşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 14.12.2017 tarihli ve 20.04.2018 tarihli ek iddianamesi ile, sanık hakkında atılı suçtan dava açıldığı, Gülşehir Asliye Ceza Mahkemesi'nin 24.04.2018 tarihli kararı ile, Gülşehir Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/477 Esas sayılı dosyası ile 2018/164 Esas sayılı dosyasının aynı fiile ilişkin olmaları nedeniyle birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmakla, sanığın 2016 ve 2017 yıllarındaki fiilleri nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına ilişkin olarak sanık hakkında ek iddianame düzenlenmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması yönündeki kabulü hukuka aykırı bulunmuştur.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, sanığın mağdur çocuğa yönelik 2016 yılındaki eylemlerinin ne zaman gerçekleştiğine dair kesin bir zaman dilimi belirlenemediğinden 2016 yılındaki eylemlerinin zincirleme suç oluşturduğunun kabulü gerekir.
2. Bu kabule göre de, sanığın 2017 yılının Nisan ayı içerisindeki eylemi ile 2016 yılındaki eylemlerini aradan geçen süre itibariyle aynı suç kastı ile işlenmediği ve fiili kesintinin gerçekleştiğinin kabulü gerekçesi dikkate alınarak sanığın 2017 yılındaki eyleminin ayrı bir suç olarak gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık ve Bakanlık vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 08.09.2020 tarihli kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.02.2024 tarihinde karar verildi.