İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1 maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.09.2019 tarihli ve 2017/476 Esas, 2019/409 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında maktule yönelik kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma suçundan, 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 87/4. ve 53. maddesi uyarınca 13 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 04.12.2020 tarihli ve 2019/2300 Esas, 2020/1434 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Sanığın temyiz sebepleri özetle; kusursuz olduğuna ve eksik incelemeye,
İlişkindir.

1. Olay tarihinde sanık ...'nün, maktul ... ve tanıkların bulunduğu kıraathanenin önüne gelerek hakaret içeren sözlerle bağırdıktan sonra oradan ayrıldığı, yaklaşık yirmi dakika sonra tekrar gelerek kıraathanenin önünde bulunan maktule balta ve döner bıçağı ile vurmak suretiyle maktulü kafa ve göğüs bölgesinden yaraladığı, maktulün yere düştüğünü görmesi üzerine eylemini sonlandırdığı, orada bulunanlara maktulün iyi olmadığını ve götürülmesini söylediği ve olay yerinden ayrıldığı, hastaneye kaldırılıp tedavi altına alınan maktulün Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 20.03.2019 tarihli rapora göre 12.08.2017 tarihinde öldüğü, maktulün sağ ön kolundaki kesi, nazal kemiğinde bulunan kırık ve diğer travmatik cilt lezyonlarının, tek başına öldürücü olmadığı, maktulün yaşamının tehlikeye girmesine neden olmadığı, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, kemik kırığının hayat fonksiyonlarını hafif(1) derecede etkilediği ancak; kronik kalp damar hastalığı bulunan maktulün ölümünün, maruz kaldığı tartışma olayının efor ve stresinin tetiklediği kardiyak ölüm sonucu meydana gelmiş olduğu, olayla ölüm arasında tıbben illiyet bağı bulunduğu, sanığın, eylemleri nedeniyle yaralanan maktulün ölümüne neden olduğu anlaşılmıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşılmakla, hükümde bozma nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Dosya kapsamına göre; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca cezai ehliyet yönünden soruşturma aşamasında 15.11.2017 tarihinde İstanbul Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporunda özetle; "işlediği öne sürülen suça yönelik cezai sorumluluğunun olmadığı" yönünde tespitin bulunduğu, kovuşturma aşamasında Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesinin 27.02.2019 tarihinde ve Adli Tıp

Kurumu Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunun 27.03.2019 tarihli raporlarında ise özetle; "sanığı bulunduğu suça karşı cezai sorumluluğunun tam olduğu" değerlendirilmiş olması karşısında, raporlar arasında oluşan çelişkinin giderilmesi yönünden, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca Adlî Tıp Üst Kurulundan muayenesi yapıldıktan sonra suç tarihi itibariyle kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu açısından cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda rapor aldırılması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

4. Uygulamaya göre de; hüküm fıkrasında temel ceza belirlenirken 5237 sayılı Kanun'un 86/1. maddesi ve 86/3-e maddesi delaletiyle 87/4. maddesinin ikinci cümlesinin yazılmaması ve uygulama maddelerinin eksik gösterilmesi suretiyle hüküm kurularak, 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesine muhalefet edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünün (3) ve (4) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 04.12.2020 tarihli ve 2019/2300 Esas, 2020/1434 Karar sayılı kararının "eksik inceleme ve uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi" yönlerinden Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanunun 307/5. maddesi uyarınca sanığın ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.05.2024 tarihinde karar verildi.