...

Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

A. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.02.2022 tarihli ve 2021/381 Esas, 2022/45 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrası ile 58 inci maddesi uyarınca 8 yıl 7 ay 4 gün hapis ve 16.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunlukları ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

B. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

1.Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,

2.Suçun unsurlarının oluşmadığına,

3.Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına,

4. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına,
İlişkindir.

5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinde düzenlenen “etkin pişmanlık” uygulamasının, “kişiye ilişkin cezayı azaltıcı” neden olduğu ve 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesi gereği “olayın daha ziyade aydınlatılmasını” gerektirmediği dikkate alındığında; somut olayda, sanık hakkında, Bölge Adliye Mahkemesince 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanma koşullarının bulunduğu kabul edilerek, duruşma açılmadan ilk derece mahkemesinin hükmü üzerinde, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrası yollaması ile aynı Kanun'un 303 üncü maddesi uyarınca düzeltme yapılmak suretiyle, “istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine” karar verilmesinde
isabetsizlik bulunmadığından, Tebliğnamede yer alan bu hususa ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesi kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki tahliye talebinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.05.2024 tarihinde karar verildi.