Esastan ret

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde;davalı tarafından 2001 yılında İleri Tıp Teknolojileri Danışmanlık Hizmet Tic. San.Ltd Şirketi kurulduğunu, davacının bu şirketin çalışmalarına yardımcı olduğunu, davalı tarafından şirket çalışmalarına ve araştırmalarına kaynak oluşturmak adına belirli oranda şirket hissesi karşılığında davacıya ortaklık teklif edildiğini, davalı tarafın davacıdan hisse bedellerini ödemesini talep ettiğini, ödemeler sonrasında da devir işlemlerinin gerçekleştirileceğinin taahhüt edildiğini,davacı ile davalının hisse devri hususunda sözlü olarak mutabakata vardıklarını,davacı tarafça davalının kişisel hesabına hisse bedelleri için

24.09.2007 tarihi ile 30.06.2008 tarihleri arasında toplam 118.413,00 TL para havale ettiğini, ancak davalının hisse vermediği gibi aldığı parayı da iade etmediğini, avans faiziyle birlikte toplam 280.276,36 TL'nin ödenmesi için 22.09.2017 tarihinde Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2017/18158 sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra takibine borçlu tarafından yapılan yetki itirazı sonucunda dosyanın İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün 2018/17477 sayılı dosyasına tevzii edildiğini, bu icra müdürlüğü tarafından yeni ödeme emri gönderildiğini ve davalı borçlu tarafından itiraz edildiğini, davalı borçlunun haksız bir biçimde itirazıyla takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve davacı lehine %20’den az olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının ortağı olduğu İleri Tıp Teknolojileri .. Şti.'nin 17.07.2001 tarihinde kurulduğunu, davalının başarılı ve güvenilir bir doktor olduğunu, davacı tarafın hisse devrine ilişkin açtığı davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, iddia edilen bedellerin ödeme tarihi ile icra takibi tarihine göre taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının iddia ettiği toplam asıl alacak bedelinin 118.413,00 TL olduğunu, icra takibine yıllık %9,75 avans faiziyle birlikte toplam 161.863,36 TL işlemiş faiz talep edildiğini, alacağın tahsili için 10 yıl bekledikten sonra asıl alacaktan daha yüksek miktarda faiz talebiyle icra takibi başlattığını, davacı tarafın kötü niyetli davrandığını, davalının icra takibine itirazında haklı olduğunu beyanla, davanın reddine ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya gönderdiği toplam 118.413,00 TL'nın 15.000,00 TL'lık kısmını başka bir hissesi için davacıya gönderdiği,bu miktar düşüldüğünde davacı alacağı olarak 103.413,00 TL asıl alacağın, açıklamalı banka dekontları ile likit yani kolayca belirlenebilir nitelikte olduğunu, asıl alacağın 15.000,00 TL'lik miktarı bakımından, bu paranın dava dilekçesinde talebe konu olmayan başka bir şirket hissesi için gönderildiği, davacının bu alacağı istemekte kötü niyetli olmadığı, davalının ... A.Ş. hisse devrini davacıya yaptığına dair bir savunma ve delil sunmadığı gerekçesiyle;"Davanın kısmen kabulü ile İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün 2018/17477 E. sayılı takip dosyasında davalının 103.413,00 TL'lık asıl alacak miktarına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden ve asıl alacağa takipten itibaren yasal faiz uygulanarak devamına, 103.413,00 TL'lik asıl alacak miktarı likit nitelikte olduğundan %20'si oranında inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın tümden kabulü gerekirken 15.000,00 TL'lık ödemenin ... şirket hisse bedeli olarak gönderildiği gerekçesiyle bu miktar yönünden talebinin reddinin yerinde olmadığını, bu açıklamanın sehven yapıldığını ve diğer havaleler gibi davacı tarafa şirket hissesi için gönderildiğini, ayrıca işlemiş faiz talebinin de kabulü gerektiğini belirtilerek bu yönlerden kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının havale gönderdiği İleri Tıp Teknolojiyeni Şirketinin 2008 yılı sonuna kadar faaliyet gösterdiğini ve 2015 yılında resen ticaret sicilden silindiğini, taraflar arasında sözlü anlaşma yapıldığını, adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu, davacının aradan 9 yıl geçtikten sonra takip ve dava açtığını, davada Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, davanın şirkete karşı açılması gerektiğini, ancak bu şirketin de sicilden silindiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, sebepsiz zenginleşmeye dair zamanaşımının dolduğunu, hisse devir sözleşmesinin yapıldığı tarihin muacceliyet olarak kabulü gerektiğini, hisse devirlerinde zamanaşımının 5 yıl olduğunu ve dolduğunu, sebepsiz zenginleşmede dahi yetkiye itiraz edilen takip 7 ay sonra yetkili icra dairesine gönderilmekle aslında önceki takibin devamı olmayıp yeni takip olduğundan zamanaşımının yine dolduğunu, alacak miktarının raporda ve hükümde hatalı hesaplandığını, fahiş faiz yönünden de itiraz edilmekle davanın reddedilen kısmının kabul edilen kısımdan fazla olduğunu, davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken hükmedilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsiz olduğunu, davacının alacak talebinin zaman aşımına uğradığını, davacı ile müvekkili arasında dava konusu payların devri hususunda anlaştıktan ve davacının pay bedellerini müvekkile ödemesinden sonra davacının payların noterden devri için hiçbir şekilde müvekkile başvurmadığını belirterek kararın bzoulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, şirket hissesi bedeli için ödendiği ileri sürülen bedelin haksız iktisap kurallarına göre iadesine dair yapılan takibe itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.