SUÇLAR: Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması
HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddine, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü;
Hükmedilen cezanın miktarı ve süresine göre, sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I-Sanıklar ... ve ... Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma, Sanık ... Hakkında Banka ve Kredi Kartının Kötüye Kullanılması Suçlarından Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine Yönelik Sanıklar Müdafiilerinin Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde;
Hükmolunan cezaların miktarı ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Yasa'nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizleri mümkün olmadığından, sanıklar müdafiilerinin temyiz isteminin 5271 sayılı Yasa'nın 298 inci maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle REDDİNE,
II-Sanıklar ... ve ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine Yönelik Sanıklar Müdafiilerinin Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde;
5271 sayılı Kanun'un 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanıklar müdafiilerinin temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede;
Oluş ve dosya içeriğine göre; suç tarihinden bir gün önce mağdurun Tinder isimli sosyal medya hesabından ismini ... olarak bildiği bir kadınla görüşmeye başladığı, bir müddet yazıştıktan sonra buluşmaya karar verdikleri, olay günü saat 19.00 sıralarında Arnavutköy'de bulunan Taşoluk Cami'nin önünde buluştukları, daha sonra ... olarak bildiği kadının ''canım sıkkın ilerde bir tekel var oradan içecek alalım'' dediği, mağdurun da araçta içemeyeceğini içkili bir ortama gitmelerini söylediği, daha sonra içkili bir restauranta gitmek üzere yola çıktıkları esnada 41 plakalı Toyota marka bir aracın kendilerini takip ettiğini fark ettiği, bu sırada kadının "beni 6 minareli caminin orada bırak" demesi üzerine mağdurun dönerek aynı yere geldiğinde 41 plakalı söz konusu aracın yolunu kestiği ve araçtan 4 şahsın indiği, bunlardan üçünün mağdurun aracına bindiği, mağduru arka koltuğa geçirdikleri, ismini ... olarak duyduğu şahsın zorla araca bindiği ve şahısların katılanı darp ederek bulundukları mevkide dolaştıkları, yolda gezindikleri esnada katılanın cüzdanını aldıkları, cüzdanda bulunan 250,00 TL parayı, torpido gözünde bulunan tabletini, aracın orta kısmında bulunan şarj aleti ve kulaklığı aldıkları, daha sonra 15.000,00 TL lik senede zorla imza attırdıkları, daha sonra katılana anahtarını vererek bıraktıkları ve mağdurun olay yerinden uzaklaştığı, sonrasında şahısların almış olduğu Yapı Kredi Bankasına ait olan kartından 22.06'da Dragos Tekel Büfe isimli iş yerinden 100,00 TL'lik alışveriş yapıldığı mesajının geldiği, olay günü 19.34'de mağdura ait İşbankası kartı ile işlem yapılmak istendiğinde yanlış şifre girilmesi nedeniyle bankamatik kartının alıkonduğu, kamera kayıtları incelendiğinde başında kapşon olan bir şahsın olduğu, yüzünün görülmediği şeklinde gerçekleşen olayda sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanıkların, mağdurun kullandığı otomobil ile seyir halindeyken yol üzerinde geçişini engelleyecek şekilde önceden engeller koyarak ve tertibat alarak yolunu kesmek biçiminde bir hareketlerinin bulunmadığı, kullandıkları araç ile mağdurun aracının önünde durmak suretiyle onun da durmasına neden oldukları ve bu bağlamda “yol kesmek” den söz edilemeyeceği gözetilmeden, şartları oluşmadığı halde 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin (d) bendi ile hüküm kurulması, suçun birden fazla nitelikli halinin gerçekleşmiş olması ve aynı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasındaki ölçütlerin ceza uygulamasında gözetilmiş olması dikkate alındığında bozma nedeni yapılmamıştır.
Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümde ileri sürülen temyiz sebebi yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN ayrı ayrı ONANMASINA,
III-Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Sanık Müdafiinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde;
Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre, hüküm tarihinden sonra 25.01.2023 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 03.03.2021 tarihli ve 2020/280 Esas, 2021/484 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
06.05.2024 tarihinde karar verildi.