Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz sebebi, hakkında verilen mahkûmiyet hükmü kaldırılarak beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Olay tutanağına göre, 23.01.2014 tarihinde sanığın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın arka koltuğunda görünür vaziyette kaçak sigara olduğuna dair ihbar üzerine söz konusu araç durdurularak sanığa arka koltuktaki kolide ne olduğunun sorulduğu, sanığın da kaçak sigara olduğunu beyan ederek toplam 35 karton kaçak sigarayı rızaen teslim ettiği olayda, sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmasında, üzerine atılı olan suçlamayı kabul ettiğini beyan etmiştir.

Kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre " pek hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki bilgi ve belgelerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Ancak;
1.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince ödenmeyen adli para cezasının infaz aşamasında hapis cezasına çevrilebileceği ihtarı ile yetinilmesi gerekirken infaz aşamasında Cumhuriyet savcısının kararıyla 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kamuya yararlı bir işte çalışma kararı verilebileceğinin de ihtar edilmesi suretiyle infazda yetkinin kısıtlanması,

2.Sanık hakkında hem adli para cezası hem de hapis cezası verildiği ve adli para cezaları için 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiç bir ayrım yapmaksızın sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş, söz konusu hukuka aykırılıkların Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

Gerekçe bölümünde bendinde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün (ı) bendindeki '' çevrileceği gibi; infaz aşamasında Cumhuriyet Savcısı kararı ile de; 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 81. Maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanunun 106/3. Maddesi uyarınca kamuya yararlı bir işte çalışma kararı verilebileceğinin sanığa'' ibaresi çıkarılarak yerine '' çevrileceğinin'' ibaresinin eklenmesine ve hükmün (m) bendindeki '' SANIĞIN CEZASININ'' ibaresi çıkarılarak yerine '' SANIĞA VERİLEN HAPİS CEZASININ'' ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.05.2024 tarihinde karar verildi.