Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanık müdafiin temyiz sebebi, müvekkili hakkında verilen mahkûmiyet hükmü bozularak beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Olay tutanağına göre, 15.05.2014 tarihinde ...'nda kaçak akaryakıt olduğuna dair ihbar üzerine, kolluk kuvvetlerinin bahse konu yere giderek gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında alınan arama kararına istinaden yapılan aramada, 4 adet 1.000 litrelik fiber tankta toplam 2.450 litre kaçak akaryakıt ele geçirilen olayda, sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmasında, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.

Kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre " pek hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır.

Bozma sonrası mahkemece savunması alınan sanığın gümrüklenmiş değerin iki katını ödemek istediğini beyan etmesine rağmen bir sonraki celseye kadar ödeme yapmaması nedeniyle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Sanık hakkında hüküm kurulurken 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası delaletiyle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiüçüncü fıkraları uyarınca uygulama yapılması gerekirken, mahkemece 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci ve yirmiikinci fıkralarının uygulanması suretiyle karma uygulama yapılarak sanığa eksik ceza tayin edilmiş ise de, aleyhe temyiz bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki bilgi ve belgelerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 06.05.2024 tarihinde karar verildi.