Taraflar arasındaki hayat sigorta poliçesinden kaynaklı vefat tazminatı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'nın dava dışı Halkbank'tan 30.000,00 TL'lik tüketici kredisi kullandığını, davalı tarafından kullanılan bu kredi nedeniyle 3 yıl süreli hayat sigortası yapıldığını, murisin 31.1.2014 tarihinde vefat etmesine ve kredi borcunun tamamının müvekkillerince ödenmesine rağmen davalı tarafından ölüm tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, 30.000,00 TL'nin 12.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.11.2014 tarihli ve 2014/298 Esas, 2014/318 Karar sayılı görevsizlik kararının Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 21.01.2016 tarih ve 2016/541 Esas ve 2016/751 Karar sayılı ilamı ile onanmasına üzerine dosyanın gönderildiği yukarıda tarih ve sayısı belirtilen mahkeme kararı ile; davacılar murisi ile davalı arasında aktedilen sigorta sözleşmesinde dava dışı bankanın dain mürtehin kaydının bulunduğu görülmekle davacıların aktif husumet ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı yönünde bankaya yazılan müzekkerenin 04.11.2016 tarihli cevabi yazısında kredi borcunun kapatıldığı belirtilmekle işin esasına girildiği, sigorta başvuru formunda matbu olarak belirtilen hastalıkların bulunmadığına dair yine matbu olarak hayır cevabının olduğu hayat sigortası başvuru formunun davacılar murisi tarafından imza edildiği, murisin ölümünün "akut miyokard enfaktüsü" olarak tespit edilmesi nedeniyle beyan yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesi ile sigortacı davalı tarafça, davacılar istemi reddedilip bu gerekçe savunma olarak ileri sürüldüğü, 20.09.2017 tarihli Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulundan alınan raporda ölüm anına ölüm mekanizması ve sebebini açıklayacak EKG laboratuvar ve röntgen tetkiki gibi herhangi bir tıbbi belge bulunmadığından zamanında otopsi yapılmamış olduğundan kişinin ölüm sebebi mekanizmasının bilinemediği ve sözleşme öncesi tanısı konulan hastalıkların ölüm olayına etkisi ve katkısı olup olmadığının değerlendirilmesi yapılmadığı belirlenmekle rapora itibar edildiği, murisin kesin ölüm nedeni tespit edilemediğinden sigortalının var olan hastalığı ile riziko arasında illiyet bağının tespit edilemediği sigortacı tarafından cayma hakkının kullanılamayacağı kabul edilerek ölüm nedeniyle teminat alınan bedelden sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, sigorta poliçesinin azalan teminatlı olup ilk yıl için belirlenen teminatın 30000,00 TL olduğu ilk yılda meydana gelen rizokoyla teminat altına alınan bedele yönelik istemin kabulü gerektiği, davalının temerrüdünün ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1427/2 nci maddesi gereğince başvuru işleminin reddine dair cevabi yazı ile oluştuğu kabul edilerek davalı için ticari iş nedeniyle avans faizinden sorumluluğu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 30.000,00 TL sigorta poliçesinden doğan teminatın 05.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; heyetinde vefata neden olan kalp hastalığı konusunda uzman doktor bulunmayan, yine illiyet bağının tespiti için dosyanın tevdi edilmesine rağmen (olumlu ya da olumsuz) bir yanıt vermeksizin, değerlendirme yapılmaksızın rapor tanzim eden, usul ve yasaya aykırı Adli Tıp Kurumu raporunun esas alınarak değerlendirmelerde bulunulması ve hükme esas alınması usul ve yasaya aykırı olduğunu, sigortalı tarafından beyan yükümlülüğünün ihlal edildiğini, mahkemece sigortalının sigorta öncesinden gelen ve beyan edilmeyen kalp hastalığı sebebiyle kusurunun olup olmadığının değerlendirilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, TTK'nın 1439/f.2 cümle 1 gereğince en azından tazminatta indirim yapılması gerektiğini, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini
belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, tüketici kredisi grup hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan vefat tazminatı istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6762 sayılı TTK’nın 1268 inci maddesi, 1487 nci vd. maddeleri, Hayat Sigortası Genel Şartları.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davaya konu hayat sigorta poliçesinin davacılar murisi ile banka arasında imzalanan tüketici kredisi nedeniyle yapıldığı, davacıların gerçek kişi tüketici oldukları ve uyuşmazlığın tüketici işleminden kaynaklandığı, bu sebeple hükmedilen sigorta alacağına yasal faiz işletilmesi gerekirken ticari faize hükmedilmesi doğru olmamıştır.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün 1 inci bendinde yer alan "avans" ibaresi çıkartılarak yerine "yasal " ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA;

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,

06.05.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

Dava konusu hayat sigortasına ilişkin olup TTK'nın 3 üncü maddesi uyarınca ticari iş niteliği taşımasına göre, istem gibi avans faiz uygulanması gerektiği ve kararın doğru olduğu kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun düzelterek onama kararına katılmıyorum.