İNCELENEN KARARIN;

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Kayseri 4.Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.02.2018 tarihli ve 2017/433 Esas, 2018/83 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkraları uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.

2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 27.12.2019 tarihli ve 2018/1170 Esas, 2019/828 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.01.2022 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

Sanık müdafii temyiz sebepleri özetle;

1. Deliller toplanmadan eksik inceleme ile karar verildiğine,

2. Söz konusu terör örgütü ile sanığın hiçbir bağlantısı bulunmadığına,

3. İddianame ve kararın usul ve yasaya aykırı hazırlandığına,

4. Sanığın hiçbir hiyerarşik yapının içerisinde bulunmadığı, örgüte destek amaçlı faaliyetinin söz konusu olmadığı, silahlı terör örgütü üyesi olmadığına
5.15 temmuz 2016 öncesi yapılan eylem ya da işlemlerin hiçbirinin suç teşkil etmeyeceğine,

6. Sanığın ByLock kullanmadığına, Tespit ve değerlendirme tutanağı ile bilirkişi raporu arasında çelişki olduğuna,

7. Sanık hakkında bylock ağına talimatla dahil olmadığı gibi, gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığına dair şüpheden uzak kesin ve inandırıcı hiçbir delil olmadığına,

8. Tanık beyanlarının gerçek dışı olduğuna,

9. Bank Asyaya talimatla para yatırma söz konusu olmadığına,

10. Yerel mahkemenin ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşmasının başlı başına hukuka aykırı olduğuna,

11. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve hususlara,
İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas, 2017/970 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, savunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın savunmasının denetlenmesi bakımından hükümden sonra dosya içerisine geldiği anlaşılan, sanık adına kayıtlı 260559 ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ile yargılama aşamasına dosya arasında bulunan 361202 ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa sanık ile ilgili aşama beyanları dosyaya getirtilip, tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

2-Hükümden sonra dosyaya gelen savcılıkta şüpheli olarak ifadesine başvurulan ...'ın beyanlarında'' ByLock programında sanık ...'nin de ekli olduğu ve 2015 yılında örgüt içinde BTM olarak görev yürüttüğünü'' bildirmesi karşısında; bahsi geçen ... beyanlarının 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunması, bahsi geçen ... isimli şahıs ve dosya arasında bulunan kollukta şüpheli sıfatı ile ifadesinde başvurulan ve beyanları duruşmada okunan ... ...'in tanık sıfatıyla beyanlarının alınması gerektiğinin lüzumu,

3-Kabul ve uygulamaya göre de;
Anayasa'nın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK'nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanığın örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurularak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken temel cezanın belirlenmesinde soyut ve dosya kapsamı ile de uyumsuz gerekçeyle suçun unsurlarının teşdit sebebi kabul edilip, TCK'nın 61/3 üncü maddesine muhalefet edilerek fazla ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 27.12.2019 tarihli ve 2018/1170 Esas, 2019/828 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza

Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.05.2024 tarihinde karar verildi.