T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
YARGITAY İ L Â M I

İNCELENEN KARARIN;

İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında terör örgütü propagandası yapma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.05.2019 tarihli ve 2019/14 Esas, 2019/148 sayılı kararıyla sanık hakkında; terör örgütü propagandası yapma suçundan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin ikinci fıkrası, 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 30.01.2020 tarihli ve 2019/777 Esas ve 2020/114 sayılı kararıyla, sanık hakkında terör örgütü propagandası yapma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 11.02.2022 tarihli ve temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık müdafinin temyiz istemi özet olarak,

1. Usule ve kanuna aykırı karar verildiğine,

2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna,

3. Sanığın söz konusu paylaşımları yapmadığına, sanığın kimi paylaşım sayfalarının editörlüğünü yapması sebebiyle Facebook profilinin çoklu kullanıma açık olduğuna ve bu durumun hesabı başkalarının ele geçirmesini kolaylaştırdığına,

4. Dava konusu paylaşımların terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine dair eylemlerini teşvik yahut övgü mahiyeti taşımadığına, bu itibarla suçun yasal unsurlarının oluşmadığına,

5. Aksinin kabulü halinde söz konusu paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine,

Temyiz dilekçesinde belirtilen sair hususlara ve sair sebeplere ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin terör örgütü propagandası yapma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

1. İddianamede talep edilmediği ve esas hakkında mütalaada da belirtilmediği halde, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan 3713 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinin uygulanması suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96,29901/96,29902/96,29903/96,17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6 ncı maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesine ve 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,

2. Suç tarihinin, zincirleme suç hükümleri kapsamında sanığın facebook sosyal medya paylaşım sitesi üzerinden yaptığı propaganda nitelikli son paylaşım tarihi olan "18.05.2017" tarihi olarak yazılması gerektiği gözetilmeksizin, İlk Derece Mahkemesi karar başlığında "18.05.2016 - 13.08.2016 - 23.09.2016 - 03.10.2016 - 05.10.2016 - 06.05.2017 - 10.05.2017 - 18.05.2017" şeklinde, Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında ise "8.05.2016 - 13.08.2016 - 23.09.2016 - 03.10.2016 - 05.10.2016 - 06.05.2017 - 10.05.2017 - 18.05.2017" şeklinde yazılması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde yer alan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 30.01.2020 tarihli ve 2019/777 Esas, 2020/114 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.05.2024 tarihinde karar verildi.