Taraflar arasında görülen davada Kazan Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.12.2010 tarih ve 2010/32-2010/475 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından sigortalanan binada davalının açık ve çalışır vaziyetteki televizyonunda çıkan yangın nedeniyle hasar oluştuğunu, müvekkilinin hasar bedelini karşılayarak davalı aleyhinde icra takibi yaptığını ancak davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Kazan Sulh Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılama sonucunda müvekkilinin beraat ettiğini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Kazan Sulh Ceza Mahkemesi'nin kesinleşen kararına göre taksirle yangına sebebiyet vermekten dolayı davalı hakkında beraat kararı verildiği, bu dosyadaki keşif ve bilirkişi raporuna göre yangının meydana gelmesinde davalının kasıtlı ya da ihmalli hiçbir eyleminin bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yangın sigorta poliçesinden kaynaklanan rücu istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili tarafından sigortalanan binada davalının açık ve çalışır vaziyetteki televizyonunda çıkan yangın nedeniyle hasar oluştuğunu, müvekkilinin hasar bedelini karşıladığını ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda değinilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya kapsamı itibari ile davalı tarafından kullanılan konutta çıkan yangın nedeniyle dava dışı sigortalıya ait evde hasar meydana geldiği çekişmesiz olup, uyuşmazlığın toplandığı nokta, davalının hasar nedeniyle kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece davanın reddine gerekçe olarak, davalı hakkında açılan ceza davasının beraat kararı ile sonuçlanması gösterilmiş olup söz konusu karar ve karara dayanak olan bilirkişi raporu, sanık ve tanık anlatımları gibi hususlara ilişkin olarak dosya içinde bilgi ve belge bulunmadığı gibi mahkemece bu konularda herhangi bir değerlendirme de yapılmamıştır. Bu itibarla mahkemece, davalı hakkındaki ceza dava dosyası getirtilip incelenmek ve mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. ve 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 74. maddelerinde düzenlenen ceza mahkemesince verilen beraat kararlarının hukuk davalarına etkisine ilişkin hükümler de değerlendirilip tartışılmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, denetime imkan vermeyecek şekilde, salt ceza mahkemesi tarafından beraat kararı verildiğinden söz edilerek, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan gerekçe ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.