DAVA TÜRÜ: İtirazın kaldırılması
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili için haciz ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine davalı borçlunun yasal süresinde itiraz etmesi üzerine davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve takibin devamı isteminde bulunmuştur. Mahkemece, isteminin kabulüne karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı hakkında ödenmeyen kira bedellerinin tahsili amacıyla icra takibi başlattığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiği gibi yasal süresi içerisinde takibe konu kira borcunu da ödemediğini, belirterek itirazın kaldırılmasını, takibin devamını istemiş, davalı kira miktarına itiraz ederek takip tarihi itibari ile kira borcu bulunmadığını davanın reddini savunmuştur.
Davacı vekili tarafından başlatılan icra takibinde aylık 250.- TL den 2008 yılının 8.ayından 2010yılının 6. ayı da dahil olmak üzere 23 ayın kira bedeli olan toplam 5.750 TL asıl alacağın tahsili istenmiştir. Davalı tarafından 21.3.2012 de yapılan itirazında alacaklı şahsa ait taşınmaz da 2002 tarihinden 2010 tarihine kadar yaklaşık 8 sene kadar kiracı sıfatıyla oturduğunu evin kira parasının ilk yıllar aylık 110 TL son tahliye ettiği aylar için de 210 TL bedelle davacıya nakden ve defaten ödediğini, bu nedenle davacıya herhangi bir kira borcunun bulunmadığını belirtmiştir. Mahkemece de kararın gerekçe bölümünde davacının talep ettiği kira bedelini ispatlayamadığından kira parasının davalının bildirdiği aylık kira bedeli olduğu kabul edilmiştir. Hal böyle iken hüküm fıkrasında takip konusu miktar üzerinden itirazın kaldırılmasına karar verilerek gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır. Kararda hüküm fıkrası ve gerekçe sıkısıkıya birbirine bağlı olup, HUMK.nın 388/son (HMK.nın 297/son) maddesi gereğince hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki bulunmaması gerekir. Mahkemece HMK.nın 297/son maddesine aykırı olarak gerekçeyle hüküm fıkrası arasında çelişki yaratacak şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Karar bu nedenle bozulmalıdır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.