Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla uygulanan usul hükümleri gereği temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 03.03.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan dava açılmıştır.
2. İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın müştekiyi arayarak kart bilgilerini almadığı, müşteki onayı, bilgi ve rızası ile 3D güvenlik sistemi ile işlem yapıldığı, sanığın ticari faaliyet kapsamında ürün satışı yaptığı, gönderdiği ürünler için değer tespitine ilişkin araştırma yapılmadığı, sanığın suç kastının olmadığı, zarar giderildiği halde giderilmediğinden bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmadığı, cep telefonu görüşme kayıtları getirilmeden eksik araştırma ile usul ve yasaya aykırı karar verildiği ve benzeri nedenlere ilişkindir.
1. Dava konusu olay, 212 *** ** 44 nolu hattan arayarak Garanti Bankasından aradığını söyleyen şahsın yapmış oldukları kampanya sonucunda 5 adet ürün kazandığını, bu ürünleri kendisine verebilmeleri için kredi kartı bilgilerini vermesi gerektiğini müştekiye söyleyerek kart bilgilerini öğrendikleri, daha sonra bilgi ve rızası dışında harcama yaparak menfaat sağladıkları, sanığın böylece başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
2. 30.10.2013 tarihli tutanak ile mağdurun müracaatında belirttiği 212 *** ** 44 numaralı telefon arandığında çıkan şahsın hattın tele kupon aktivasyon şirketine ait olduğunu, kredi kartı kullanıcıların düzenli ödemelerinden dolayı biriken puanları nakite çevirdiklerini beyan ederek ilk dört rakam hariç kalan kredi kart numaralarını istediği, ilk dört rakamın il bazında aynı olduğu, nasıl bir güvenlik olduğu sorulduğunda şahsın telefonu kapattığı imza altına almıştır.
3. Garanti Bankası A.Ş 19.11.2003 tarihli yazı cevabında mağdur kartından 29.10.2013 tarihinde www.bordor.brightstar.com ünvanlı iş yerinden internet aracılığıyla 970,00 TL tutarında harcama işlemi yapıldığı belirtilmiş, işlemi gösterir kartı ekstresi yazı ekinde gönderilmiştir.
4. Brightstar Telekomünikasyon ve Dağıtım A.Ş vekili 24.04.2014 tarihli yazı cevabında mobil telefon dağıtıcı firması olduğu, cep telefonu dışında başka bir mal ve hizmet satışının tahsilatını yasakladıkları, şikayete konu tahsilatın sanal POS üzerinden alt bayi Final Teknoloji Ltd. Şti. tarafından 29.10.2013 tarihinde mağdura ait kart bilgileri ile 213.**.***.198 nolu IP üzerinden yapıldığı, Final Teknoloji Ltd. Şti kullanıcı adlı Vodafone Bayisinin sanal POS cihazının taraflarınca verilen talimat uyarınca bankaca kapatıldığı bildirilmiş, fiziki POS cihaz ve B2B sipariş sistemi üzerinden sanal POS sistemi kullanım sözleşmeleri, tahsilatın yapıldığı firmalar ve ilgili IP numarası ve işlem detayları yazı ekinde gönderilmiştir.
5. Garanti Bankası A.Ş 17.02.2014 tarihli yazı cevabında, müşterinin itiraz ettiği işlemlerin kart bilgileri kullanılarak internet üzerinden 3D secure şifresi ile gerçekleştirildiği bildirilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 245 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suç için hapis cezası yanında doğrudan adli para cezasına da yer verildiği halde, mahkemece sadece hapis cezası uygulanarak ayrıca adli para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık her ne kadar mağdur onayı ile ürün satışı yaptığını beyan ederek suçlamayı kabul etmemiş ise de, çağrı merkezi adı altında kurulan bir çok şirketin, şahıslar ile "Hediye kontör veya para puan kazandınız ya da kredi kart aidatı, sigorta masraf aidatı iadesi yapılacağı" gibi farklı sebeplerle iletişime geçerek, kişilerin iradelerini fesada uğratmak suretiyle kredi kart bilgilerini ve telefonlarına gelen 3D güvenlik şifrelerini edindikleri, daha sonra bu bilgiler ve şifreyi kullanarak karttan mail order yöntemi ile rıza dışı harcama yaptıkları, işlemleri genelde şifre ile yaparak ve harcama sonrası şahıslara küçük teknolojik ürünler, ASİST kart veya bir kısım belgelerin yer aldığı kargolar göndererek, yapılan işlemi yasal bir hizmet paket satışı şeklinde gösterdikleri, oysa ki mağdurlardan bilgilerin ve şifrelerin ele geçiriliş biçimi hileye dayandığından gerçek anlamda verilen bir rızadan bahsedilemeyeceği, nitekim Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) entegrasyon ekranından, sanığın benzer eylemleri nedeni ile açılmış derdest ve kesinleşmiş dava dosyaları incelendiğinde, sanığın yetkilisi olduğu şirketinde bu şekilde faaliyet sürdürdüğü, bu bağlamda sanığın eyleminin sabit olduğu, olay ve olgularda belirtilen hususlar dikkate alındığında bankadan aradığını söyleyerek mağdur kredi kart bilgilerini temin eden sanığın mağdur bilgi ve rızası dışında kredi kart bilgileri ile tek seferde işlem yaparak başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçunu işlediği anlaşılmakla yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, tekerrüre esas adli sicil kaydı olan sanık hakkında şartları oluşmadığı halde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna dair sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2024 tarihinde karar verildi