Mahkûmiyet, kaçak orman emvalinin ve suçta kullanılan nakil
araçlarının müsaderesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz sebepleri; el konulan emvalin kaçak olduğunu bilmediğine, araçların müsaderesine ilişkin kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, gerekçeli kararın hüküm kısmının bulunmadığına, suça konu sigaralarla ilgisi olmadığına ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

Suç tarihinde kaçak ağaç kesimi yapıldığının ihbar edilmesi üzerine yolun yaklaşık olarak 1-2 km yanında bulunan ormanlık arazide iki kamyonun ve 5-6 kişinin görüldüğü, olay yerine yaklaşıldığı sırada bu kişilerden biri hariç diğerlerinin kaçtığı, iki kamyona yüklü vaziyette toplamda 33 ster meşe odununun

ele geçirildiği, olay yerinde yakalanan ve hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen M. K. D'nin beyanına göre odunculuk yaptığını bildiği sanığın odunlarını kamyonlara kaçan diğer işçilerle birlikte yevmiye karşılığında yüklediği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 108 inci maddesinin birinci fıkrasına muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmalarında; suça konu orman emvalini kaçak olduğunu bilmeden satın aldığını, fırıncılık işi ile uğraştığını, araçları haricen satın aldığını, henüz devirlerini üzerine almadığını beyan etmiştir.

Sanığın iki kamyonla ve bulduğu işçiler vasıtasıyla kendisi tarafından kesildiği anlaşılmayan odunları ikiden fazla işçi ve şoförleri vasıtasıyla naklettiği sırada ihbar üzerine yakalanması, emvale ilişkin nakliye tezkeresi sunulmamış olması, dosya kapsamına göre odunculuk yaparak orman ürünleri ticareti ile uğraştığı dosya kapsamından anlaşılan sanığın emvallerin kaçak olduğunu bilmemesine dayanan savunmasının açıkça suçtan kurtulmaya yönelik olması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

6831 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin dördüncü fıkrası delaletiyle suça konu orman emvallerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, suçta kullanılan nakil araçlarının ise 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrası yerine emval ile araçların anılan Kanun'un 54 üncü maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği müsadereye ilişkin fıkra çıkarılarak yerine "6831 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin dördüncü fıkrası delaletiyle suçta kullanıldığı anlaşılan 01 PK 747 ve 72 DS 155 plakalı araçların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54 üncü maddesinin birinci fıkrası, suça konu orman emvalinin ise anılan Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca MÜSADERESİNE," ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy

birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.02.2024 tarihinde karar verildi.