Mahkumiyet

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Bozkır Cumhuriyet Başsavcılığının 30.11.2017 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dava açılmıştır.

2. Bozkır Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında atılı suçtan mahkumiyet kararı verilmiştir.

3. Katılan ilgili Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 13.01.2021 tarihli kararı ile karar kaldırılarak sanık hakkında atılı suçtan mahkumiyet kararı verilmiştir.

1. Sanık müdafiinin temyiz isteği, sübuta, suç unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, şayet beraat kararı verilmeyecekse, atılı suçun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen birden fazla kişi tarafından birlikte, beşinci fıkrasında belirtilen cinsel amaçla işlenmediğine ve aynı Kanun'un 110 uncu maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

2. Katılan ilgili Bakanlık vekilinin temyiz isteği, üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine, takdiri indirim nedenlerinin bulunmadığına ve kurum lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

1. Dava konusu olay, sanığın, evlenme teklifini kabul etmeyen katılanı, kimliği tespit edilemeyen şahıslarla birlikte, evinin önünde bulunduğu sırada, yanına yaklaşıp zorla araca bindirerek götürdükleri, yapılan ihbar üzerine görevlilerce aracın bulunarak katılanın alındığı iddiasına ilişkindir.

2. Bozkır Devlet Hastanesince düzenlenen 18.09.2016 tarihli adli muayene raporunda, vücudunun çeşitli yerlerinde ekimoz, morluk, sıyrık ve kızarıklık bulunan katılanın, mevcut yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olduğu ve hayati tehlikesinin bulunmadığı belirtilmiştir.

3. Görevlilerce düzenlenen 19.08.2016 tarihli tutanakta, 112 Acil Çağrı Hattı'nı arayan ...'nun, kızkardeşinin kaçırıldığını ihbar etmesi üzerine, belirtilen aracın, bir dağ evinin önünde park halinde olduğunun görüldüğü, aracın önündeki 4-5 kişinin devriye ekiplerini görünce kaçtıkları, mağdurenin ise, diz çökmüş vaziyette yerde olduğu ve yardım istediği belirtilmiştir.

4. Katılan ... aşamalardaki istikrarlı ve değişmez beyanlarında özetle, evinin önünde bulunduğu sırada zorla bir araca bindirilerek götürüldüğünü, araçtaki şahısların birbirlerine İbrahim, Hasan ve Ramazan isimleriyle hitap ettiklerini, daha sonra Jandarma tarafından kurtarıldığını ifade etmiştir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, eylemini cinsel amaç olmadan ve tek başına gerçekleştirdiği gerekçesiyle, sanık hakkında atılı suçtan mahkumiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, eylemini birden fazla kişi tarafından birlikte ve cinsel amaçla gerçekleştirdiği kabul edilerek hüküm kaldırılmış, sanık hakkında atılı suçtan mahkumiyet kararı verilmiştir.

1. Sanık hakkında, atılı suçtan hüküm kurulurken belirlenen temel cezada, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ve 61 inci maddesinin birinci fıkrasına bir aykırılık bulunmamış, T.C. Anayasasının 41 inci maddesine göre ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevi Devlete aittir. Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un (6284 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ...'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkindir. 5271 sayılı Kanun'un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan ..., Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine dair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Eylemini birden fazla kişi tarafından birlikte ve cinsel amaçla gerçekleştirdiği anlaşılan sanığın, katılanı kendiliğinden serbest bırakmadığı, katılanın görevlilerce kurtarıldığı anlaşıldığından sanığın bu hususlara ilişkin temyiz sebepleri reddedilmiştir.

3. Olaylar ve olgular bölümünde belirtilen hususlar ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, atılı suçun sanık tarafından birden fazla kişi tarafından birlikte ve cinsel amaçla gerçekleştirdiğine yönelik Mahkemenin suçun sübutu ve kabulünde isabetsizlik görülmemiş olup yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 13.01.2021 tarihli kararına yönelik sanık müdafii ile katılan ilgili Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bozkır Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2024 tarihinde karar verildi.