SUÇLAR: Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, güveni kötüye kullanma

HÜKÜMLER: Mahkumiyet, beraat

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık hakkında verilen kararların; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükmüne göre temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan İlk Derece Mahkemesince hükmolunan 6 yıl 3 ay hapis ve 75.000,00 TL adli para cezasına ilişkin olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada, sanık müdafii ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine dair kararın 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesi uyarınca temyize tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.07.2015 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması ve güveni kötüye kullanma suçlarından cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

2. Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.01.2017 tarihli kararı ile sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan mahkumiyet, güveni kötüye kullanma suçundan ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmiştir.

3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 25.12.2017 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının, sanık hakkında kurulan hükümlerin düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

Katılanlar vekilinin temyiz isteği, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan kurulan hükümde cezanın daha fazla verilmesi gerektiğine ve takdiri indirim nedenlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna, güveni kötüye kullanma suçundan ise, sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması gerektiğine, ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

Dava konusu olay; olay tarihi itibarıyla ileri derecedeki demans rahatsızlığı nedeniyle fiil ehliyeti bulunmayan mağdureye ait banka kartını onunla ilgilenme bahanesiyle ele geçiren sanığın, yaklaşık 2 yıllık bir süreçte suça konu kartla yüksek miktarlarda nakit para çekmek ve alışveriş yapmak, ayrıca banka kartı düzenlenmeden önce mağdurenin bu durumundan faydalanarak parasını kullanmak suretiyle atılı suçları işlediği iddiasına ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü;
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda, sanığın üzerine atılı banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu işlediği kabul edilerek mahkumiyetine, güveni kötüye kullanma suçundan ise ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü;
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan kurulan hükmün, katılanlar lehine hükmolunan vekalet ücretinin düzeltilmesi ve güveni kötüye kullanma suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın kaldırılarak, yerine yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine yazılması suretiyle düzeltilerek, sanık müdafii ile katılanlar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

A. Sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hüküm yönünden;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, dosya kapsamına uygun gerekçesine ve incelenen dava dosyası içeriğine göre, Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında verilen beraat kararında isabetsizlik görülmediğinden, katılanlar vekilinin sübuta ilişkin temyiz itirazının reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış ve kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan kurulan hüküm yönünden;

1. Mahkemece, suçun işleniş biçimi, kullanılan araç, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın kastının ağırlığı, amaç ve saiki gözetilerek, sanık hakkında yazılı şekilde tayin olunan cezada, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü ve 61 inci maddelerine aykırılık bulunmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı,eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Bölge Adliye Mahkemesinin sanığın atılı suçu işlediğine dair kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiş ve kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 25.12.2017 tarihli, 2017/1643 E. sayılı kararında katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2024 tarihinde karar verildi.