Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.03.2016 tarihli ve 2015/738 Esas, 2016/322 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği; katılan tarafından, hakkında başlatılan takip üzerine kendisine tebliğ edilen kira sözleşmesine ve imzaya itiraz edilmeyerek sözleşmenin varlığının kabul edildiğine ve imzanın kesinleştiğine, katılanın beyanlarının aşamalarda çelişkili olduğuna, sanık tarafından sadece sözleşmedeki kendi imzasının kabul edildiğine, diğer imzaların sanık tarafından atıldığına dair delil bulunmadığına, usul ve esas açısından hukuka aykırı kararın bozulmasına ilişkindir.

1. Sanığın, katılan ...'a kiraladığı taşınmaza ilişkin olarak suça konu kira sözleşmesini katılan ... ve kefil sıfatıyla şikayetçi ...'ın imzalarını sahte olarak atarak/attırarak düzenlediği, sözkonusu sözleşmeyi katılan ve şikayetçi hakkında icra takibi başlatmak suretiyle kullandığı, bu şekilde üzerine atılı suçu işlediği iddia ve kabul edilmiştir.

2. Bilirkişi raporu ile, suça konu belgede katılan ... ve şikayetçi ... adına atılan imzaların katılan ve şikayetçiye ait olmadığı tespiti yapılmıştır.

3. Sanığın savunması, sözleşmeyi ...'ın bizzat kendi huzurunda imzaladığına, kefil olarak da babasına imzalatmak üzere götürdüğüne, sözleşmeyi kimin kaleme aldığını hatırlamadığına ancak isminin altındaki imzanın kendisine ait olduğuna yöneliktir.

4. Suça konu sözleşmenin akıbeti hakkında bir karar verilmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;

1. Dosya kapsamı itibarıyla taraflar arasında kira ilişkisi bulunduğunun sabit olduğu anlaşılmakla; sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 211 inci maddesinde düzenlenen "bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla sahtecilik" suçunu oluşturup oluşturmadığının tartışılıp sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

2. Suça konu sözleşmenin icra takibine konu edilmek suretiyle kullanıldığı 02.04.2014 olan suç tarihinin, kira sözleşmesinin tanzim tarihi olan 04.04.2012 olarak yanlış yazılması,

3. Suça konu kira sözleşmesinin akıbeti hakkında herhangi bir karar verilmemesi,
Nedenleriyle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.03.2016 tarihli ve 2015/738 Esas, 2016/322 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.02.2024 tarihinde karar verildi.