Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz isteği; eksik ve hatalı inceleme ile karar verildiğine, lehe kanun hükümlerinin uygulanmadığına ve hakkında beraat kararı verilmesi talebine ilişkindir.

Yapılan incelemede; suç tarihinde P. Er olarak askerlik görevini yapan sanığın 16.10.2013 tarihine yapılan yat yoklamasında bulunamadığı, bir süre firarda kaldıktan sonra 17.12.2013 tarihinde yakalandığı anlaşılmıştır.

Sanık hakkında hizmet yaparken firar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-a ve 66/2-b maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmalarında özetle; nöbete gittiğinde kendisine 7-8 kişinin saldırdığını, koğuşa gelmemesi için tehdit edildiğini ve o gece firar ettiğini beyan etmiştir.

Sanığın madde kullanımın bağımlılık düzeyinde olmadığını belirtir ve idari önlem alınmasının tavsiye edildiği sağlık raporu dava dosyasında mevcuttur.

Kovuşturma aşamasında psikiyatri uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda sanığın askerliğe elverişli olduğu ve adli müşahadesine gerek olmadığı belirtilmiştir.

Usulüne uygun olarak yeminli beyanları tespit edilen tanıklar ..., ... ve...'un ifadeleri dosyada mevcutur.

1632 sayılı Kanun'un 66/2-b maddesinde düzenlenen hizmet yaparken firar suçunun oluşabilmesi, muayyen bir konuda verilen görevin icrasına başlanması ve o görevin ifası sırasında iken firar edilmesi hâlinde oluşabileceği, görev öncesi ya da görev bitiminde firar edenlerin eyleminin aynı Kanun'un 66/1-a maddesine göre cezalandırılacağı düzenlemeleri göz önüne alındığında; tetkik edilen tüm dosya kapsamına göre; nöbet hizmetinin ifası sırasında firar ettiği ortaya konamayan sanığın, 1632 sayılı Kanun'un 66/1-a bendinde düzenlenen ve özgü (mahsus) suçlardan olup, yalnızca asker kişiler tarafından işlenebilen, 16.10.2013-17.12.2013 tarihleri arasında kesintisiz sürerek yakalanmakla son bulan firar suçunu işlediği ve savunmalarında da suçunu ikrar ettiği belirlenmekle, eylemi sabit görülerek Mahkemece sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

13.02.2024 tarihinde karar verildi.