İstinaf başvurusunun esastan reddi

Taraflar arasındaki endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkiline ait orijinal "SERETIDE DISKUS" solunum cihazı ile aynı etken maddelere (salmeterol+flutikazon) sahip eşdeğer-jenerik solunum cihazlarını "DISCAIR" markası altında kullandığını ve bu ürünü için Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRK PATENT) nezdinde 2010/01986 ve 2010/01990 sayılı tasarımları 09.04.2010 tarihinde, 2011/03515, 2011/03518 ve 2011/03519 sayılı tasarımları ise 20.05.2011 tarihinde tescil ettirdiğini, ancak davalı adına tescilli bu tasarımların müvekkilinin 1994 yılından bu yana dünya çapında yoğun şekilde satılan ve kullanılan ürünler ile ayniyet teşkil ettiğini, davalının tescillerinin yenilik ve ayırt edicilik niteliklerinden yoksun olduklarını, ayrıca 2010/01990 ve 2011/03519 sayılı tasarımların birleşik bir ürünün görünmeyen parçalarını içerdiğini ileri sürerek, 2010/01986, 2010/01990,2011/03515, 2011/03518 ve 2011/03519 sayılı tasarımlarının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili adına tescil ettirilmiş olan 2010/01986, 2010/01990,2011/03515, 2011/03518 ve 2011/03519 sayılı çoklu tasarımın, dava dilekçesinde bahsi geçen karşı dokümanların varlığında yeni ve ayırt edici nitelikte olan ve tekniğin bilinen durumuna dahil veya dahil olmayan bir dizi anonim ve yeni unsurların bir araya getirilmiş özgün bir kompozisyon olduğunu, bu sebeple müvekkiline ait tasarımların yeni ve ayırt edici kriterlere haiz bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı adına tescilli bulunan 2010/01986, 2011/03515-1 ve 2,2011/03518-1,2,2011/03519-1 ve 2 sayılı tasarım tescillerinin, başvuru tarihleri itibariyle koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip oldukları gerekçesi ile bu tasarımlar yönünden davanın reddine, hükümsüzlüğü talep edilen 2010/01990 ve 2011/03519 sayı ile tescilli 3,4,5,6,7,8 ve 9 no.lu tasarımların, başvuru tarihleri itibariyle koruma şartı olan normal kullanımda görünür olma ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadıkları gerekçesi ile; bu tasarımlar yönünden davanın kabulü ile bu tasarımlar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu tasarımların teknik zorunluluktan kaynaklanmadığını, dolayısıyla davalının tasarımlar üzerinde tekel hakkının bulunmasının mümkün olmayacağını, bu hususların mahkemece değerlendirilmediğini, dava konusu tasarımlar ile aynı/ayniyet derecesinde benzer olan ürün şekilleri için davalının ortaklarından biri olan Mahmut Bilgiç adına yapılmış olan ve dilekçede belirtilen marka başvurularının Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRK PATENT) tarafından ayırt edici olmadıkları gerekçesi ile reddedildiğini, dava konusu tasarımlar ile TÜRK PATENT tarafından reddedilen şekillerin aynı/ayniyet derecesinde benzer olduğunu, bu hususların bilirkişi tarafından incelenmediğini, raporun bu yönüyle eksik değerlendirmeye dayalı olduğunu, dava konusu tasarımların genel görünümünü oluşturan unsurların, bu tasarımların gövde yapıları, ağızlık kısımları ve koruyucu kapak şekilleri olduğunu, bunların aynı olduğunun da bilirkişiler tarafından tespit edildiğini, gövdenin üzerinde yer alan kapağın üzerinde bulunan küçük desen farklılıkları veya yan kısımdaki tırnaktaki farklılıkların, bilgilenmiş kullanıcı tarafından fark edilemeyecek, küçük ayrıntılardaki farklılıklar olduğunu, bu sebeple de bunların tasarımlara ayırt edicilik kattığının söylenemeyeceğini, bilirkişi kök ve ek raporlarının, hükümsüzlük talebi reddedilen tasarımlar yönünden eksik ve hatalı incelemeler içerdiğini, kök rapora yapılan itirazların ek raporda değerlendirilmediğini, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak karar verilmesi gerekirken aksi yönde hareket edilmesinin hatalı olduğunu, raporda tasarımcının seçenek özgürlüğü ile ilgili bir değerlendirme yapılmadığını, dava konusu ürünün müvekkili adeta özdeşleştiğini, ancak bu hususun raporda hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, öte yandan, dava konusu tasarımların solunum cihazlarına ilişkin olduğunu ve dilekçede yer alan görsellerden de anlaşıldığı üzere, solunum cihazlarının farklı şekillere sahip olup, bu ürünlerin müvekkilinin DISKUS markasını taşıyan ürünleri gibi üç boyutlu oval bir sekli haiz olması yönünde herhangi bir teknik zorunluluk veya ticari teamül de bulunmadığını, nitekim dilekçede yer alan ve işbu dava konusu tasarım başvurusunun yapıldığı tarihten önce piyasada olan çeşitli solunum cihazları örneklerine yer verildiğini, tablolarda da görüldüğü üzere, tasarımcının seçenek varken, müvekkili ile özdeşleşmiş disk ve ağızlık şeklinin birebir kopyalandığını ve sadece ayrıntıda bazı farklar içeren dava konusu tasarımların, müvekkilinin tasarımlarından farklılaştığının kabul edilemeyeceğini, kötü niyete ilişkin açıklama delillerinin değerlendirilmediğini, müvekkilinin DİSKUS solunum cihazlarının şekli ile ayniyet derecesinde benzer olan davaya konu tasarımların kötü niyetli olarak davalı adına tescil ettirildiğini, ancak bu hususun göz ardı edildiğini beyan ederek, mahkeme kararının, davanın reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına, davaya konu 2010/01986, 2011/03515 - 1 ve 2,2011/03518 - 1,2,3 ve 2011/03519-1 ve 2 sayılı tasarımlar bakımından, içerisinde tasarım hukuku alanında uzman bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu tarafından incelemesi yaptırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, davalı adına tescilli tasarımlarının yenilik ve ayırt edicilik niteliklerinden yoksun olduğundan bahisle hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemlerine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.