Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
davacı vekilinin 10.02.2020 tarihli dilekçesiyle eski hale getirme ve temyiz talebinde bulunması üzerine, talebinin CMK'nın 40/1. maddesi kapsamında süresi içinde yapılmış temyiz olarak değerlendirilerek yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin koşullu salıverme sonrası verilen aynen infaz kararı dolayısıyla haksız şekilde fazladan cezaevinde kaldığından bahisle 250.000 TL maddi ve 250.000 TL manevi tazminatın haksız olarak tutuklandığı tarihten işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebi üzerine davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz sebepleri; müvekkilinin mahkum olduğu suçtan şartlı tahliye edildiği, sonrasında yeniden şuç işlemesi dolayısıyla şartlı tahliyesinin hatalı şekilde kaldırılarak aynen infaz kararı verildiği ve bunun üzerine fazladan ceza evinde bulunduğu sürelere ilişkin tazminat hakkının doğduğu gözetilmeden davanın reddi kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğundan bahisle temyiz isteminde bulunmuştur.
III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinin 1995/70 Esas – 1996/30 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının kasten adam öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun kapsamında uyarlanarak 15 yıl hapis cezasına hükmedildiği, bu kapsamda 08.08.1994 yılında cezaevine girdiği, 09.08.2000 tarihinde de şartlı tahliye edildiği, bihakkın tahliye tarihinin ise 09.08.2009 olduğu, bu süreçte yeniden suç işlemesi üzerine şartlı tahliye kararı kaldırılarak, yeniden suç işlediği tarih olan 21.10.2006 ile 09.08.2009 tarihleri arasındaki sürenin aynen infazına karar verildiği ve şartlı tahliye kararının kesinleşmesi akabinde, 18.07.2015 tarihi ile şartlı tahliyenin geri alınması kararının kaldırılarak tahliyesine karar verilen 21.03.2018 tarihine kadar cezaevinde kaldığı, her ne kadar CMK 141/1-f bendinde ''mahkum olup da gözaltı ve tutuklukta geçirdiği süreler hükümlülük süresinden fazla olanların'' tazminat isteyebilecekleri düzenlenmişse de; tazminat talebinin şartlı tahliye kararının geri alınmasına ilişkin olduğu ve davacının yeniden cezaevinde kaldığı sürelerin hükümlülük süresinden fazla olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Bingöl 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.05.2024 tarihinde karar verildi.