Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 28.07.2018 tarihinde davacının yolcu olduğu ve davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) yapılan aracın tek taraflı trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını, maluliyetinin kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini iddia ederek, açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuru şartının yerine getirilmediğini, kusur yönünden yapılacak bilirkişi incelemesinin Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesi tarafından yapılmasını, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 24.09.2020 tarihli ve 2018/1163 Esas, 2020/619 Karar sayılı kararıyla; "...Dosyaya ibraz edilen bilimsel ve hükme esas almaya elverişli İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu Başkanlığının 31.01.2020 tarih 1768 karar sayılı raporda; davacı ...'nin 28.07.2018 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu, kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 haftaya kadar uzayabileceği anlaşılmakla; kalıcı maluliyete dayanan tazminatın davanın reddine karar vermek gerektiği." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin maluliyetinin 11.10.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi gerektiğini ayrıca yapılacak yargılamada hesaplama yöntemi olarak PMF-1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant sisteminin esas alınması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosya içerisinde bulunan ATK 2. İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 31.01.2020 günlü raporun davacının kazadan sonraki tüm tedavi evrakları, hastane kayıtları incelenmiş ve gelişen süreçte davacının yeni tarihli film ve grafileri incelenmek sureti ile kaza tarihindeki mevzuat hükümlerine uygun şekilde hazırlandığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının soyut itiraz niteliğindeki yeniden maluliyet raporu alınması yönündeki istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği kanaatine varılmıştır." gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; uygulanacak maluliyet yönetmeliğinin Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ve bu yönetmeliğin uygulanması mümkün değil ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği olması gerektiğini, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet tespitinin yerinde olmadığını, esasen bu yönetmeliğin kapsam ve amacının haksız fiil ve trafik kazası ile ilgisi bulunmadığını, geçici iş göremezlik süresinin 3 hafta olarak belirlenmesinin de hatalı olduğunu, belirlenen maluliyet oranı ve iyileşme sürecinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve raporu kabul etmediklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, tek taraflı trafik kazasında yaralanan ve malul kalan yolcunun aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyen davalı ... şirketinden sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve alınan maluliyet raporunun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine ve denetime uygun, karara esas almaya elverişli bulunmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.