Davanın kısmen kabulü

Taraflar arasındaki eserden kaynaklanan haklara tecavüzün tespiti ile maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'nun şiir ve güftenin önemli bir bölümünün kendisine, bestesinin ise dava dışı ...'e ait olan "Çanakkale Oratoryosu" isimli müzik eserinin ortak sahibi olduğunu, besteci ...'e, yine ...'nun temsilcisi olduğu ... Ltd. Şti. tarafından ödenen 40.000,00 USD karşılığında, besteden kaynaklanan telif haklarının bu şirkete devredildiğini, eserin hazırlanması sürecinde davalı Bakanlığın destek olduğunu, eserin ilk temsilinin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) tarafından 16.10.1998 tarihinde gerçekleştirildiğini ve temsile ilişkin broşürde "Yapımcı ve Metin Yazarının ..." olduğunun açıkça belirtildiğini, 2012 yılında ...'nun bu defa metinde değişiklik yapıp "Miralayım Conkbayırında" ifadesi ile başlayıp, "Ey Şanlı Türk ordusunun evlatları vatan sizi selamlar" ifadesi ile sona eren 11. ile 12. bölümler arasında yer alan satırların çıkartılıp, yerine Mehmet Akif Ersoy'un eserin öykü sarmalına uyan Çanakkale Şehitleri isimli şiirinin 9 mısralık bölümünün yerleştirildiğini ve metni kısmen değiştirilmiş eserin 27.12.2012 tarihinde Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından üç kez, ayrıca CSO tarafından da izin ve onay alınmadan işbu davanın açılmasına neden olacak şekilde ve 25.04.2013 tarihinde aynı solistler ve aynı sunucu tarafından icra edildiğini, eserin orijinal notaları ve fotokopilerinin, ilk temsil tarihi 1998 yılının Ekim ayında CSO Kütüphanesine bizzat ... tarafından teslim edildiğini, ilk temsili takiben orijinal notaların geri alınıp fotokopilerin bırakıldığını, 2005 yılında beste sahibi ...'in Azerbaycan'da yapılacak jübilesi için oğlu Yalçın Adıgüzel tarafından CSO'dan istendiğini, ancak anılan tarihteki CSO müdürü tarafından bu talebin ...'nun izin vermesi halinde mümkün olabileceğini bildirdiğini, bunun üzerine iznin verildiğini ve Azerbaycan'daki jübilede eserin icra edildiğini, eldeki davanın açılmasına neden olan ve ...'dan izin ve onay alınmadan, davalı CSO tarafından gerçekleştirilen icraların/temsillerin 25.04.2013,02.04.2015 ve 03.04.2015 tarihlerinde vuku bulduğunu, 25.04.2013 tarihli temsilde, güftede izin ve onay alınmadan değişiklikler yapıldığını, bu değişikliklerin eserin hikaye örgüsüyle uyarlı olmadığını ve bütünlüğünün bozulduğunu, 02.04.2015 ve 03.04.215 tarihli temsillerin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın 100. Yılı münasebetiyle CSO tarafından gerçekleştirildiğini, bu icralardan önce güftenin yine izin ve onay alınmadan ikinci kez değiştirilip eserin 6 nolu "İstila" başlıklı bölümü altına 10. ila 11. bölümleri arasında yer alan 9 mısralık kısmın kaydırıldığını, bu nedenle de ölmüş bir askerin, öldükten sonra annesine mektup yazması gibi bir durum yaratıldığını, müvekkili ...'nun eldeki dava öncesi başlattığı dostane çözüm gayretlerinin sonuç vermediğini, 2011 yılında CSO tarafından gerçekleştirilen temsil için davacı ... Ltd.Şti'ne CSO Müdürlüğü, İzmir Devlet Senfoni Orkestrası tarafından gerçekleştirilen temsil için ise bahsi geçen Müdürlük tarafından sırasıyla 08.07.2011 tarih ve 146216 nolu fatura karşılığı 6.000,00 + KDV = 7.080,00.- TL. ve 12.09.2011 tarih ve 146217 nolu faturalar karşılığı 4.000,00+ KDV = 4.720,00.TL.'lik telif ödemeleri yapıldığını, buna karşın işbu davanın açılmasına neden olan 25.04.2013 tarihli temsil için bizzat ... imzalı 09.05.2013 tarihli "Harcama Pusulası" ile talep edilen 7.080,00 TL/lik telif ücretinin ödenmediğini ileri sürerek müzik eserindeki güftenin iki kez izin ve onay alınmadan değiştirilip eserin bütünlüğünün bozulması ve 02.04.2015 ve 03.04.2015 tarihli izinsiz gerçekleştirilen temsillerde güfte sahibi ...'nun ismine yer verilmemek suretiyle eserden kaynaklanan manevi haklarının ihlal edildiğinin tespitine, 50.000,00.-TL manevi tazminatın ihlal tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline, 02.04.2015 ve 03.04.2015 tarihli izinsiz gerçekleştirilen temsillere ilişkin broşürlerin imhalarına, davacı ...'nun dava konusu eserin güfte sahibi olduğunun gazetede ilan edilmek suretiyle kamuya duyurulmasına, ayrıca ihlal edilen mali haklarla ilgili olarak 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (5846 sayılı Kanun)'nun 68'inci maddesi gereğince şimdilik 3.500,00 TL. maddi tazminat ile 6100 sayılı Kanun'un 329'uncu maddesi gereğince müvekkili ... tarafından avukatlık ücreti olarak kendisine ödenmiş olan 30.000,00.-TL.'nin, telif tazminatına ihlal tarihinden itibaren faiz yürütülmek koşuluyla tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 06.01.2020 tarihli bedel artırımı dilekçesi ile davalı idare için her bir müvekkil açısından 1.750 TL. olan (toplamda 3.500 TL.) maddi (telif) tazminatı miktarını 25.04.2013 tarihli temsilden dolayı ... için 10.620 TL'ye, 02-03.042015 tarihli temsilden dolayı ise ... için her bir temsil 14.250 TL olarak 28.500 TL'ye çıkarmış, diğer müvekkili ... Filmcilik için ise bedel arttırım yapılmadığını bildirilmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; zaman aşımı, görev, yetki ve husumet itirazlarında bulunduklarını, davacı ...'nun çekişmeli eserin yaratılması öncesinde müvekkiline destek amaçlı başvuru yaptığını, bu başvuruyla ilgili bilgi ve belgeler kendisine ulaştığında ayrıca beyanda bulunacağını, dava konusu eserin bizzat davacı ...'nun izin ve onayı ile 1998 yılından bu yana kamuya arz edildiğini, bu süreçte hiçbir zaman telif ücreti istemeyen davacının ilk temsili takiben 18 yıl geçtikten sonra dava açıp izinsiz temsile dayalı tazminat talep etmesinin manidar ve kötü niyetli bir davranış olduğunu, Borçlar Kanunu'nun 60'ıncı maddesine göre 1 yıl içinde dava açılmadığından zamanaşımı süresi dolduğunu, ayrıca dava konusu yapılan 02.04.2013 ve 03.04.2013 tarihli temsiller nedeniyle T.C. Milli Savunma Bakanlığı (MSB) aleyhine dava açılması gerektiğini, dava konusu eserin dava dışı ve önceki tarihli temsilleri nedeniyle, davacılara ödeme yapıldığının sabit olduğunu, kabul anlamına gelmemek koşuluyla bu ödemelerin olası hükmedilecek tazminat miktarından düşülmesi gerektiğini, 5846 sayılı Kanun'un 68'inci maddesine dayalı olarak üç ayrı icra için üç ayrı tazminat istenmesinin, davacı şirketin manevi tazminat talebinde bulunmasının, eserdeki güfte sahibi ...'nun haklarını ... Ltd.Şti'ne devretmiş olması nedeniyle eldeki davayı açmasının mümkün olmayacağını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, bu nedenle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun)'nun 329'uncu maddesine dayalı vekalet ücreti talebini kabul etmediklerini, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 25.04.2013 tarihli temsil hakkında; dosyada bulunan CSO Müdürlüğü’nün 25.04.2013 tarihli konser broşüründe görüldüğü üzere, eser bu tarihte CSO Müdürlüğü tarafından “Çanakkale Oratoryosu” ismiyle icra edildiği, 25.04.2013 ve 02.03.2015 tarihli temsillerde, orijinal eserin bütünlüğü bozulacak şekilde değiştirildiği ve eserde çeşitli ekleme/çıkarma/oynamalar yapıldığı, T.C. ... bünyesindeki CSO Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen 02.03.2015 tarihli temsillerin tanıtımlarında ...’nun ismine yer verilmediği, buna göre 25.04.2013 tarihli temsilde eser bütünlüğünün bozulması suretiyle 5846 sayılı Kanun'un 16,02.03.2015 tarihli temsillerde ise eser sahibinin ismine yer verilmemek ve eserin bütünlüğünün bozulması suretiyle 5846 sayılı Kanun'un 15 ve 16'ncı maddeleri kapsamında manevi hakların ihlal edildiği, 25.04.2013 tarihli temsilin taraflar arasındaki 12.12.2012 tarihli sözleşme ile dosyaya sunulan 09.05.2013 tarihli yazılar dikkate alındığında bizzat davacıların izin ve onayları ile gerçekleşmiş olup her hangi bir telif ihlalinden bahsedilemeyeceği, 02.04.2015 ve 03.04.2015 tarihli temsiller yönünden taraflar arasında Çanakkale Oratoryosu’na ilişkin bir sözleşme bulunmadığı, bunun yanısıra dosya kapsamında 02.04.2015 ve 03.04.2015 tarihli temsillerin gerçekleştirildiği tarihlerde, davalı Bakanlıkça davacılardan izin alındığını veya onların bu temsillere onay ve rızalarının olduğunu gösteren herhangi bir belge de mevcut olmadığı, davacı yanın, Yasanın 68. maddesi gereğince olası telif ücretinin üç katı tutarında telif/ref tazminatı talep edebileceği, davacı ...’ya yukarıda belirlenen 8.853,67 TL’nin yarısı olan 4.426,84 TL’nin güfte bedeli olarak ödenmesinin hakkaniyete uygun olacağı, davacı ...’nun talep edebileceği tazminat tutarının 4.426,84 x 3 = 13.280,52 TL olarak belirlendiği, davacılardan ... tarafından talep edilen manevi tazminat isteminden takdiren 35.000,00 TL olarak belirlendiği, bilirkişi heyet raporunda davacı Şirketin herhangi bir talep hakkının bulunmadığı açıklanmış ise de davacı firmanın adı geçen eserle ilgili Ankara Devlet Opera Balesi Genel Müdürlüğü ile yapılan anlaşmada mali hak sahibi olduğunun anlaşılacağı, bu anlaşmanın dava konusu edilen CSO'da yapılan gösterimleri de kapsayacağı anlanıma gelmediği, dolayısıyla davacı Şirketin de mali hak sahibi olduğu, davacılardan ...'nun başlangıçta ödediği avukatlık ücreti de dilekçede talep edildiğinden avukat ile kendisi arasındaki anlaşmanın yargılama giderine dahil edilemeyeceği, yargılama giderinin hesabında sadece yürürlükteki tarife esas alınacağından bu istemin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, "Çanakkale Oratoryası" isimli eserden dolayı davalı taraf eyleminin 5846 sayılı Kanun'dan kaynaklı davacılardan ...'ya yönelik mali ve manevi hak ihlali, diğer davacı ... Filmcilik Sinema ve Dış Tic.Ltd.Şti. açısından da mali hak ihlal oluşturduğunun tespitine, davacılardan ... tarafından talep edilen manevi tazminat isteminden takdiren 35.000,00 TL manevi tazminat talebinin 25.04.2013 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınıp davacı ...'ya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine, davacılardan ... tarafından talep edilen telif tazminat istemiyle ilgili 02.04.2015 tarihli temsilden dolayı (4.426,84x3) 13.280,52 TL telif tazminatının 02.04.2015 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmen reddine, davacılardan ... tarafından talep edilen telif tazminat istemiyle ilgili 03.04.2015 tarihli temsilden dolayı (4.426,84x3) 13.280,52 TL telif tazminatının 03.04.2015 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine, davacılardan ... Filmcilik Sinema ve Dış Tic.Ltd.Şti. açısından talep edilen 1.750,00 TL telif tazminatının 02.04.2015 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacı firmaya verilmesine, dava konusu "Çanakkale Oratoryası" isimli eserle ilgili güfte sahibinin ... olduğu yönündeki tespitin Türkiye genelinde yayınlanan tirajı 100.000'in üzerinde olan bir gazetede bir kez ilan edilmesine, ilan masrafının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, dava konusu eserin temsil edildiği 02.04.2015 ve 03.04.2015 tarihli konsere ait broşürlerin davalı kuruma ait arşivde saklanmasına, imha talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 25.04.2013 tarihli izinsiz temsil yönünden telif tazminatları hakkında herhangi bir hüküm kurulmadığını, oysa bu temsilin de izinsiz biçimde gerçekleştirildiğini, bu yönden mahkeme kararının kendi içinde de çelişkili olduğunu, telif tazminatının eksik hesaplandığını, takdir edilen manevi tazminatın düşük olduğunu, ilgili broşürlerin imhası taleplerinin reddinin doğru olmadığını, akdi vekalet ücreti taleplerinin, 6100 sayılı Kanun'un 329'uncu maddesi kapsamında kabulünün gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararında usule ilişkin itirazlarının incelenip karara bağlanmadığını, 1998 yılından bu yana ülke içinde ve dışında defalarca sergilenmesine rağmen telif bedeli ve maddi-manevi tazminat talebi olmayan davacının 18 yıl sonra hak ihlali iddiasıyla tazminat talebinde bulunmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun)'nun 2'nci maddesi ile bağdaşmadığını, manevi hak ihlali yönünden davanın zaman aşımına uğradığını, eserin 02.03.2015 tarihlerinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 100.yılı nedeniyle gerçekleştirilen konserlerde sergilendiği belirtildiğinden, davanın, MSB’ye de yöneltilmesi gerektiğini, dava konusu eserle ilgili olarak, davacı ile eserin bestecisinin mirasçısı dava dışı kişi arasında mülkiyet sorunu olmasına rağmen, davanın gerçek hasma değil de müvekkiline yöneltmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın kendisinden izin alınmadığını iddia etmesi ve ilgili belgeleri mahkemeye sunmaktan imtina etmesinin davacının kötü niyetini ortaya koyduğunu, davacılardan ... Filmcilik Sinema ve Dış Ticaret Limited Şirketinin eser üzerinde hiçbir mali hakkının bulunmadığını, müvekkilinin eser sahibinin izni ile söz konusu gösterimleri gerçekleştirdiğini, davacının, telif hakları için sürekli tutarsız rakamlar talep ettiğini, müvekkilinin harçtan muaf olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ...'nun güfte sahibi, dava dışı ...'in ise beste sahibi olduğu ve eserin bestecisinin mali haklarını davacıya devrettiği iddia olunan Çanakkale Oratoryosu adlı eserin, davalı tarafından izinsiz olarak ve son iki gösterimde davacı ...'nun adı gösterilmeden sahnelendiğinin, ayrıca eserde değişiklik yapıldığının ileri sürülerek eldeki davanın açıldığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05.11.2019 tarih, 2018/1856 E., 2019/6815 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere sözlü musiki eserlerinde güfte ve beste sahiplerinin ayrı ayrı korunacakları, bu itibarla güfte ve beste sahibinin tek başına dava açabilecekleri, 25.04.2013 tarihli gösterimin, dosyada mevcut davacı ... imzalı 09.05.2013 tarihli yazı içeriği dikkate alındığında izinsiz bir gösterim olarak değerlendirilemeyeceği, en azından davacı tarafça bu gösterime muvafakat edildiğinin kabulünün gerektiği, dolayısıyla bu gösterime yönelik davacı ...'nun mali hak iddiasının yerinde olmadığı, bunun dışındaki iki gösterimin ise davacı ...'dan izin alınmaksızın sahnelendiği ve bu şekilde anılan davacının mali haklarının ihlal edildiği, bunun dışında her üç gösterimde de orijinal eserin bütünlüğü bozulacak şekilde değiştirildiği ve eserde çeşitli ekleme/çıkarma/oynamalar yapıldığı, ayrıca 02.03.2015 tarihli temsillerin tanıtımlarında ...’nun ismine yer verilmediği, buna göre 25.04.2013 tarihli temsilde eser bütünlüğünün bozulması suretiyle 5846 sayılı Kanunun 16'ncı maddesinde, 02-03.04.2015 tarihli temsillerde ise eser sahibinin ismine yer verilmemek ve eserin bütünlüğünün bozulması suretiyle 5846 sayılı Kanunun 15 ve 16'ncı maddelerinde düzenlenen manevi hakların ihlal edildiği, davanın 5846 sayılı Kanun'un 68'inci maddesine dayalı olması ve dava konusu eylemlerin aynı zamanda suç teşkil etmesi karşısında davalının zamanaşımı savunmasının yerinde olmadığı, eserde değişiklik yapılması ve son iki temsilde davacı ...'nun adına yer verilmemesi karşısında davalının 4721 sayılı Kanun'un 2'nci maddesine dayalı savunmasına da itibar edilemeyeceği, gösterimin davalı tarafından gerçekleştirilmesi karşısında Milli Savunma Bakanlığı'na davanın yöneltilmesinin gerekmediği, dava konusu gösterimlerdeki güftenin, ikinci versiyon olarak nitelendirilebilecek şekilde orijinal güfteden farklılaşmadığı, bu temsillerde orijinal güftenin kullanıldığı, dolayısıyla eser sahipliğine ilişkin bir nizanın bulunmadığı, mahkemece takdir edilen manevi tazminatın somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olduğu, davalının kötü niyetli olduğunun ispat edilemediği, bu nedenle 6100 sayılı Kanun'un 329'uncu maddesinin somut olayda uygulanma yerinin bulunmadığı, davacı tarafça, ...’nun güfte sahibi olarak ismine yer verilmeksizin basılan 02-03.04.2015 tarihli konsere ait broşürlerin imhasının da talep edildiği, davacı tarafça tecavüzün refi talep edilmediği gibi adının dercinin de istenilmediği, bu itibarla imha talebinin yerinde olmadığı, ancak bu yönden kurulan hükme karşı davalı yanca da istinaf itirazı ileri sürülmediğinden ve bu husus kamu düzenine ilişkin olmadığından bu yönden kurulan hükme ilişkin bir istinaf incelemesi yapılamayacağı, bu durumda davacı şirket vekilinin tüm, diğer taraf vekillerinin ise sair istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiş; ancak davacı şirket tarafından dosyaya sunulan ve eserin bestecisi olan ... tarafından imzalanan 25.12.1998 tarihli beyan başlıklı belgede, davacıya hangi mali hakların devredildiğinin ayrı ayrı gösterilmediği, yalnızca her türlü kullanım hakkının devredildiğinin belirtildiği, anılan belgenin, 5846 sayılı Kanun'un 52'nci maddesinde belirtilen geçerlilik şartına uygun olduğu söylenemeyeceğinden davacı şirkete usulünce devredilmiş bir mali hakkın bulunmadığı, davacı şirkete bir takım ödemeler yapılmış olmasının bu durumu değiştirmeyeceği, bu nedenle davacı şirketin usulünce devraldığı bir mali hakkın olmadığı gözetilerek mali haklarının ihlal edildiği iddiasına dayalı talebinin bu nedenle reddi gerekirken yerinde olmayan yazılı gerekçe ile reddinin doğru olmadığı, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının yerinde görüldüğü, ayrıca ilk derece mahkemesince de kabul edildiği üzere davalı tarafından 02.04.2015 ve 03.04.2015 tarihli gösterimler, güfte sahibi olan davacı ...'dan izin alınmaksızın gerçekleştirilmiş ve bu suretle anılan davacının eser sahipliğinden kaynaklanan mali haklarının ihlal edildiğinin çok açık olduğu, bu ihlal nedeniyle davacının 5846 sayılı Kanun'un 68'inci maddesine dayalı tazminat talebinin yerinde bulunduğu, ancak tazminat hesaplamasında 17-18.03.2011 tarihlerinde CSO tarafından gerçekleştirilen temsil nedeniyle ödenen KDV hariç 6.000,00 TL bedelin esas alınması yerine ihlal tarihine daha yakın olan 2013 yılına ilişkin harcama pusulasında belirtilen 7.080,00 TL'nin esas alınmasının doğru olacağı, bu durumda 2013 yılına ilişkin söz konusu bedelin, ihlal tarihindeki güncel değeri de gözetildiğinde, davacı güfte sahibinin, 02-03.04.2015 tarihli her bir gösterim yönünden 4.750,00 TL telif ücreti isteyebileceği, bunun üç katının 14.250,00 TL edeceği, buna göre iki ayrı gösterim için davacının üç kat toplam 28.500,00 TL talep edebileceği, esasen bu miktarın tazminatın tam olarak tespit edilemediği durumlarda hakimin hakkaniyete uygun biçimde tazminatı belirlemesine ilişkin 6098 sayılı Kanun'un 50'nci maddesine de uygun görüldüğü, davacı vekilinin istinaf itirazının bu yönden kabul edildiği, son olarak genel bütçeye dahil olan davalı Bakanlığın harçtan muaf olmasına karşın aleyhine harca hükmedilmiş olmasının da doğru olmadığı, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları da haklı görüldüğü gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki beyanlarla, Çanakkale Savaşlarının hikayesini konu alan eserin ....'un şiirlerinden seçilen mısralar da kullanılarak yeni ve özgün bir şekilde müvekkili ... tarafından oluşturulduğunu, Azeri besteci ...'e hikayeye uygun bir beste hazırlatıldığını ve bestenin kullanım hakkının 40.000 USD karşılığı müvekkili ...'nun tek ortağı olduğu diğer davacı müvekkili şirkete devredildiğini, telif haklarının devrine ilişkin bu sözleşmenin 1998 yılında yapıldığı ve o yıllarda çok nadir yapılan bu tip sözleşmelerde şekil şartından çok tarafların iradelerinin ve bu iradeye uygun eylemin dikkate alınması gerektiğini, bu nedenle istinaf mahkemesince devredilen hakların ayrı ayrı gösterilmediğinden bahisle mali haklara yönelik talebin müvekkili şirket yönünden reddini hatalı olduğunu, zira eserin notalarının müvekkilde olmasının dahi mali hakların devredildiğini gösterdiğini, ... hayatta olduğu sürece ortada hiçbir ihtilaf yaşanmadığını, dava konusu eserin icra edildiği tüm temsillere birlikte katılındığı ve besteci ...'in oğlunun orkestra şefi olarak temsillerde bulunduğunu, dava konusu esere ait parçaların davalıca defalarca 2018,2019,2020 ve 2022 yıllarında izinsiz yayınlandığını ve müvekkilinin ismine yer verilmediğini, sanatı ve sanatçıyı teşvik etmesi gereken davalının müvekkili ...'yu maddi ve manevi zarara uğrattığını ve bu fiillerinin devam ettiğini, bu nedenle manevi tazminat taleplerinin tümden kabulü gerektiğini, ayrıca 2013 yılı temsilinden esere izinsiz şekilde müdahale edildiğinin ve eser bütünlüğünün bozulması suretiyle müvekkilinin 5846 sayılı Kanun'un 16'ncı maddesi uyarınca manevi haklarının ihlal edildiğinin isabetli olarak tespit edilmiş olduğunu, bu durumun dahi müvekkilini mali haklarının da ihlalini gösterdiğini, zira eserin bütünlüğünün bozulmasının izinsiz işlenme olduğunu, işleme ise 5846 sayılı Kanun'un 21'inci maddesi kapsamında mali haklardan sayıldığını, davalı idarenin ise eserin işlenmesi için herhangi bir devri sözleşmesi sunamadığını, işbu davanın davalı idarenin kötü niyetle hareket etmesi sonucunda açıldığını, müvekkilinin adeta kendi eserinin kendisine ait olduğunu ispat çabasına sokulduğunu, bu nedenle müvekkilin dava nedeniyle yaptığı harcamaların karşılanması gerektiğini, bu bağlamda 30.000,00 TL akdi vekalet ücretinin kabulünü talep ettiklerini, çoğun içinde azı vardır ilkesi doğrultusunda imha taleplerinin kabulü gerektiğini, kaldı ki hak ihlaline ve tazminata hükmedilmişken ilgili belgelerin arşivde saklanması kararının çelişki yarattığını, nitekim davalının sözkonusu belgeleri esas alarak bastığı broşürlerde müvekkilinin adına yer vermemeye devam ettiğini, bu nedenle gelecekte yaşanacak haksızlıklara meydan vermemek için belgelerin imhası gerekiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki beyanlarla, Azerbaycanlı besteci ...'a ait Çanakkale üzerine yazılan oratoryonun iki versiyonu bulunduğunu, ilk versiyonu Çanakkale Oratoryosu isimli eserde davacı ...'ya ait sözler olduğu halde ikinci versiyonu olan Çanakkale 1915 Yılı adlı eserde bu davacıya ait sözler bulunmadığını, kendisinin bu durumdan haberdar olduğunu ve hiçbir itirazı bulunmadığını, dava konusu eserin 1998 yılından bu yana ülke içinde ve dışında sayısız kez sergilenmiş olmasına rağmen davacı bu duruma sessiz kaldığından manevi hak ihlali yönünden zaman aşımı sözkonusu olduğunu, eserin 02.03.2015 tarihlerinde T.C.Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 100.yıl konserinde sergilendiği belirtilmiş olmasına rağmen davanın MSB'ye yöneltilmesi gerekirken müvekkiline yöneltildiğini, davacı ile dava konusu eserin bestecisi ...'in mirasçısı olan dava dışı Yalçın Adıgüzel arasında bir mülkiyet sorunu olmasına rağmen davanın bu kişiye yöneltilmediğini, konuya ilişkin Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından 5846 sayılı Kanun'un 52'nci maddesi uyarınca eserin temsil edilebilmesi için beste sahibi ... ile güfte sahibi ...'nun ayrı ayrı yazılı izinlerinin alınması gerektiğinin mütalaa edildiğini, ayrıca Azerbaycan Cumhuriyeti Telif Hakları Ajansı vasıtasıyla Azerbaycan Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı Devlet Noterliğince eserin bestecisi ... tarafından bir takım kullanım haklarının 25.12.1998 tarihli vekaletname ile ... Filmcilik ve Dış Ticaret Ltd. Şti. (... Filmcilik ve Sinema ve Dış Ticaret Ltd.Şti.)'ne verildiği ancak hakların kullanım süresinin belirtilmediğinin, süresi belirtilmemiş belgelerde 5 yıl geçmekle veya vekalet eden vefat ettiğinde vekaletname belgesinin geçerliliğini yitireceğinin, eserin ilk hali olan "Çanakkale Oratoryosu"nun beste sahibi tarafından 2004 yılındaki değişikliklerde "Çanakkale 1915 Yılı" adını aldığını ve şirketin eser üzerinde mali hak sahibi olmadığının, ... tarafından yapılan değişiklikten sonra ...'ya ait şiir ve metnin yer almadığının, sonuç olarak "Çanakkale 1915 Yılı" adlı eser üzerinde kullanım hakkının Türkiye'de ve diğer ülkelerde ...'in kanuni mirasçılarında olduğunun bildirildiğini, bestecinin mirasçısı oğlu Yalçın Adıgüzel'in telif haklarına ilişkin yaşanacak herhangi bir ihtilaf durumunda sorumluluğu üstlendiğini taahhüt etmiş olduğunu, bu durumda davacının 2015 yılı temsillerine ilişkin iddialarını davalı olarak davacının 2-3.04.2015 tarihinde gerçekleştirilen Çanakkale 1915 konseri yani eserin ikinci versiyonunda kendi sözleri bulunduğu yönünde resmi bir başvuruları bulunmadığını, davacının öncelikle eser sahipliği üzerindeki ihtilafın giderilmesi için dava açması gerektiğini, gerek ülkemiz gerekse Azerbaycan makamlarından edinilen resmi belge ve izinler doğrultusunda eserin icra edilmiş olduğunu, davacının telif haklarına ilişkin tutarsız rakamlar talep ettiğini, 2013 yılı temsilinde davacıya ait metinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve dava konusu eserin dışında ....'ın "Harp Poemi" adlı şiiri konsere eklemlenerek seslendirildiğini, davacı şirketin eserin her iki versiyonu üzerinde de mali ve manevi hakkı bulunmadığını, davacı ...'nun ise 2013 yılı temsilinde metinde değişiklik yapıldığı iddiasının yersiz olduğunu, mali haklara yönelik talep yönünden; istinaf mahkemesi tarafında belirlenen ücretin fahiş olduğunu, beste ve güftecisi ayrı kişiler olduğundan miktarın bölünmesi gerektiğini, manevi haklara yönelik talep yönünden; davacının manevi hak ihlali ile ilgili olarak eser sahibinin isminin belirtilmemiş olaması ve eser bütünlüğünün bozulması iddialarında bulunduğunu ancak 2013 yılı temsiline ilişkin tanıtım ve programlarda davacı ile Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü arasında düzenlenen Telif Hakkı Devir Sözleşmesinde belirtildiği şekilde "Şiirler ve metin: ..." şeklinde yer aldığını, ayrıca eserde hiçbir değişiklik ve tahrifat yapılmadan "Hap Poemi" adlı şiir eklemlenerek seslendirildiğini, 2015 yılı için ise yani eserin ikinci versiyonuna ilişkin temsillerde eserin güftesinin zaten davacı ...'ya değil ...'e ait olduğunu, dolayısıyla 2015 yılı temsillere ilişkin çözülmesi gereken bir eser sahipliği sorunu olduğunu, bu hususun bilirkişilerce de belirtilmiş olmasına rağmen sanki eser sahibi davacı imiş gibi karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, eserin bestecisi olan ... tarafından imzalanan 25.12.1998 tarihli "BEYAN" başlıklı ve dava konusu esere ilişkin her türlü kullanım hakkının - konserler, CD, kaset yapımı ve yayını, TV çekimi ve yayını, CD Room yapımı gibi - davacı şirkete (Eski ünvanı: ... Filmcilik ve Dış Ticaret Ltd. Şti.) verildiğine dair kabul beyanı içeren belgenin 5846 sayılı Kanun'un 52'nci maddesi kapsamında geçerli olup olmadığı hususunda toplanmaktadır.

5846 sayılı Kanun'un 15,16,18,20,21,25,45 ve 68'inci maddeleri.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı ... vekili ile davalı T.C. ... vekilinin tüm, davacı ... vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Dava, güftecisi davacı ..., bestecisi dava dışı ... olan "Çanakkale Oratoryosu" adlı hikayenin davalı tarafından izinsiz olarak kullanılmış olması nedeniyle eser sahipliğinden kaynaklanan hakların ihlal edildiği iddiasına dayalı tecavüzün tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulü ile davalı taraf eyleminin davacılardan ...'ya yönelik mali ve manevi hak ihlali oluşturduğu, diğer davacı ...'ne yönelik olarak ise mali hak ihlali oluşturduğunun tespitine ve tazminata hükmedilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince de, eserin bestecisi tarafından hakların davacı şirkete devrine ilişkin düzenlenen 25.12.1998 tarihli belgenin 5846 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi kapsamında geçerli olmadığı gerekçesiyle davacı şirketin eserden kaynaklanan mali hakkı bulunmadığı ve davacı ... için hesaplanan telif tazminatının hesabına yönelik olarak yeniden hüküm kurulmuş, davacı şirket yönünden davanın aktif husumet yokluğundan reddine ve davacı ... açısından da davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

3.Ancak Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar davacı şirketin mali haklarının ihlal edildiği iddiasına dayalı talebi yönünden 25.12.1998 tarihli belgede bu davacıya hangi mali hakların devredildiğinin ayrı ayrı belirtilmediği, yalnızca her türlü kullanım hakkının devredildiğini belirtildiği, söz konusu belgenin 5846 sayılı Kanun'un 52'nci maddesinde belirtilen geçerlilik şartına uygun olmadığı, dolayısıyla davacı şirkete usulünce devredilmiş bir mali hakkın bulunmadığı belirtilmişse de, anılan belge, içeriğinde belirtilen haklar yönünden geçerlidir. Şöyle ki;

4.5846 sayılı Kanun'un 18 nci maddesi uyarınca; mali hakları kullanma yetkisi münhasıran eser sahibine aittir. Ayrıca bir eserin yapımcısı veya yayımcısı, ancak eserin sahibi ile yapacağı sözleşmeye göre mali hakları kullanabilir. Mali haklar ise Kanun'un 20-25 inci maddelerinde tanımlanmıştır. Bu hükümlere göre, mali haklar; bir eserden onu işlemek suretiyle faydalanma hakkı, bir eserin aslını veya kopyalarını, herhangi bir şekil veya yöntemle, tamamen veya kısmen, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli olarak çoğaltma hakkı, bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, kiralamak, ödünç vermek, satışa çıkarmak veya diğer yollarla dağıtmak, bir eserden, doğrudan doğruya yahut işaret, ses veya resim nakline yarıyan aletlerle umumi mahallerde okumak, çalmak, oynamak ve göstermek gibi temsil suretiyle faydalanma hakkı ve bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu kuruluşların yayınlarından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı olarak kanun koyucu tarafından belirlenmiştir.

5846 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca; mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır. Bu minvalde eser sahibinden bir mali hakkı kullanma yetkisini iktisap etmek isteyen kimselerin, hangi haklar üzerinde kullanma yetkisini devralmak istiyorlarsa mutlaka o hakları kapsayan yazılı bir sözleşme yapmaları gerekmektedir. 25.12.1998 tarihli ve dava konusu eserin bestecisi tarafından davacı şirkete dava konusu eserden kaynaklanan "her türlü kullanım hakkı"nın devrini içeren belgede; dava konusu esere yönelik her türlü kullanım hakkı denildikten sonra tırnak içerisinde Kanun'da tanımı verilen mali haklar kapsamında fiilen uygulanan bazı türler tek tek sayılmak suretiyle belirtilmiştir. Dayanılan 25.12.1998 tarihli belgede belirtilen "konserler, CD, kaset yapımı ve yayını, TV çekimi ve yayını, CD Room yapımı" ibareleri, dava konusu esere yönelik işlemlerin amaç ve konusu dahilinde kalan mali haklar olup anılan belge, içeriğinde sayılan haklar yönünden sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Zira, sözleşmede sayılan CD ve kaset yapımı, TV çekimi ve CD Room yapımı çoğaltma hakkı (FSEK m. 22), bunların TV, CD ve CD Room ile yayımı umuma iletme hakkı (FSKEK m. 25), konserler temsil hakkı (FSEK m. 24) kapsamındadır. O nedenle sözleşme sadece sayılan bu haklar yönünden geçerlidir.

5.Bu durumda mahkemece, beste sahibinin eserin her türlü kullanım hakkını davacı şirkete devrettiği 25.12.1998 tarihli belgede belirtilen haklar yönünden belgenin geçerli olduğu kabul edilerek davacı şirket yönünden esastan bir karar verilmesi gerekirken, davacı şirketin mali hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumetten reddi doğru olmamış, kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1.Davacı ... vekili ile davalı T.C. ... vekilinin tüm, davacı ... vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı ...'ya yükletilmesine,

Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.05.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

5846 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca malî hakları kullanma yetkisi münhasıran eser sahibine aittir. Malî hakların sahibi olan eser sahibinin bu hakları kullanma yetkisi mutlaktır. Eser sahibi, gerek doğrudan gerek başka kişileri aracı kılarak bu haklarını kullanabilir. Eser sahibi genellikle malî haklarını süreli veya süresiz biçimde devir ederek yahut bu hakların kullanım yetkisi konusunda üçüncü kişilere ruhsat tanıyarak (FSEK md. 48) kullanmaktadır.

Malî haklar FSEK 20-25. maddelerde düzenlenmiş olup, işleme (21. md.), çoğaltma (22. md.) yayma (23. md.), temsil (24. md.) ve umuma iletim (25. m.d.) olarak gösterilmiştir. Malî haklar da, manevi haklar gibi kanun tarafından sınırlı sayı ilkesi ile belirlenmiştir. Malî haklar birbirinden bağımsızdır. Eser sahibi, eserle ilgili malî haklarından birini bir kişiye, diğerini başka bir kişiye bırakabilir. Bazen bir malî hakkın devri diğer bir malî hakkın kullanılmasını da zorunlu kılabilir.

FSEK 52. maddesinde, "Malî haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır" düzenlemesi ile malî hakların devrinde yazılı şekil şartı getirilmiştir. Yazılı biçimde yapılması da yeterli görülmemiş, taahhüt ve tasarrufa konu malî hakların ayrı ayrı gösterilmesi de şekil şartı olarak belirtilmiştir.

"Bütün malî haklarımı devrettim", "eser üzerinde sahibi oluğum tüm malî haklarımı devrettim", "malî haklarımın kullanımını devrettim" biçimindeki bir beyanı içeren sözleşme ve tasarruf işlemi yazılı biçimde yapılmış olsa dahi geçerli değildir. Hükümdeki açık ifade karşısında devir olunan malî haklar teker teker sayılmalıdır. Eserle ilgili hakların tamamının devir edilmek istendiği hallerde dahi, akitte kanunda sayılan malî hakların nevileri ayrı ayrı gösterilmelidir. Aksi halde sözleşme malî hakkın devri yönünden geçersiz olur. (Dairemizin 07.07.2006 E. 2005/7177, K. 2006/8148,24.03.2009 E. 2007/14363, K. 2009/3499)

Somut davada, davacı ...'nun güfte sahibi, dava dışı ...'in beste sahibi olduğu eserin bestecisinin malî haklarını davacı şirkete devrettiği iddiasıyla davacı şirket davalıdan telif tazminatı talep etmiştir.

Davacı şirket tarafından dosyaya sunulan ve eserin bestecisi olan ... imzalı 25.12.1998 tarihli yazılı belgede, davacı şirkete bestecinin hangi malî hakları devrettiği tek tek belirtilmemiş, "... her türlü kullanım hakkını," konserler, CD, kaset yapımı ve yayımı, TV çekimi ve yayını, CD Room yapımı gibi" ....Ltd. Şti.'ye verdiğimi kabul ve beyan ederim." denmiştir. Yukarıda da açıklandığı üzere devredilen malî hakların ayrı ayrı gösterilmediği ve "her türlü kullanım hakkını verdiğimi kabul ve beyan ederim" şeklindeki yazılı beyan FSEK 52. maddesi karşısında geçersizdir. Belgede, her türlü kullanım hakkının devri amaçlanmış, ne gibi kullanım hakları olabileceği, sadece "gibi" ibaresiyle örnek olarak belirtilmiştir. Bu nedenle, "gibi" ibaresiyle, örnekleri çoğaltılması mümkün olan, her türlü kullanım hakkına örnek olarak yazılan malî hakların devredilmiş olduğu sonucuna varılamaz.

Belirtilen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi'nin davacı şirkete usulünce devredilmiş bir malî hakkın bulunmadığı ve davacı şirketin malî haklarının ihlal edildiği iddiasına dayalı talebinin reddi gerektiğine dair yeniden verdiği karar usul ve Yasaya uygun olup, onanması gerektiğini düşündüğümüzden çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz.