İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının, 2020/11167 Esas sayılı iddianamesi ile suça sürüklenen çocuğun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun)'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (h) bentleri, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi için kamu davası açılmıştır.

2. Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.12.2020 tarihli ve 2020/154 Esas, 2020/301 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (h) bentleri, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilen sürelerin mahsubuna karar verilmiştir.

3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 15.06.2021 tarihli ve 2021/379 Esas, 2021/2252 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmeyerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemleri

1. Segbis vasıtasıyla yapılan teşhis işlemlerinin usule uygun olmadığına,

2. Kabul etmemekle birlikte sanığa isnat edilen suçun hırsızlık suçunu oluşturabileceğine,

3. Sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine,
İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. Mağdure ... 01.01.2020 tarihinde gece vakti olan saat 21.30 sıralarında evine gitmek üzere ikamet ettiği apartmana yöneldiği, ikametinin bulunduğu apartmana girdikten sonra Gülçin’in arkasından gelen suça sürüklenen çocuğun mağdurun elinde bulunan cep telefonunu alıp kaçmaya başladığı, mağdurenin suça sürüklenen çocuğu yakaladığı ve suça sürüklenen çocuğa engel olmaya çalıştığı, ancak suça sürüklenen çocuğun mağdureyi bir süre sürükleyerek apartmandan çıkarak telefon ile birlikte kaçması şeklinde gerçekleşen eylemlerin maddi vakıa olarak kabul edildiği anlaşılmıştır.

2. Mağdurenin aşamalarda alınan beyanları 1 numaralı bentte yer alan anlatım ile uyumludur.

3. Sanık aşamalarda alınan beyanlarında üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiştir.

4. Mağdure kovuşturma aşamasında alınan 27.11.2020 tarihli beyanında " SSÇ telefonumu arkadan uzanarak aldı. Ben bağırdım. Hemen kendisine doğru döndüm. Ceketinin boynundan tuttum. Kaçmasına engel olmaya çalıştım. Ancak kendisi yine kaçmaya devam etti. Beraber sokağa kadar çıktık. Kendisi kaçarken ben bunun yüzünü gördüm. Mahkemedeki ifademde de yüzünü gördüğümü söylemiştim. Ancak yazılmamış olabilir, şu anda da ssç'yi görüyorum. Benim cep telefonumu yağmalayan şahıs huzurda bulunan ssç ...'dir. Olaydan sonra da kendisini mahallede gördüm. O olduğuna tamamen ... oldum. Zaten çevreden duyduğuma göre benim telefonumu gasp ettikten sonra o çevreden ayrıldığını, başka yere Güngören tarafına gittiğini duydum. Sonra yine gelince kendisini gördüm. Zararım giderilmedi" şeklindeki beyanı ile sanığı mahkeme huzurunda kesin ve net teşhis ettiğini dile getirmiştir.

5. Mağdurenin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığına dair Adli Tıp Kurumu Büyükçekmece Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 19.03.2020 tarihli raporu dosyada mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 15.06.2021 tarihli ve 2021/379 Esas, 2021/2252 Karar sayılı kararı ile "Olay gecesi saat 21.30 sıralarında suça sürüklenen çocuğun mağdurenin ikamet ettiği apartmana girdiği, bu sırada suça sürüklenen çocuğun mağdurenin elindeki cep telefonunu aldığı, mağdurenin suça sürüklenen çocuğu yakaladığı, suça sürüklenen çocuğun bir süre mağdureyi yerde sürükleyerek yaraladığı ve kaçtığı, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre,mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu,eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,cezaların kanuni bağlamda uygulandığı" anlaşılarak suça sürüklenen çocuk müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmeyerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

1. 5237 sayılı Kanun'un 148 ve 149 uncu maddelerinde yer alan düzenlemeye göre, bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit ederek veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır. Tehdit mutlaka sözlü olmayabilir, işaretle, davranış veya hareketler ile de tehdit edilebilir.

2. Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Olay ve Olgular başlığı altında (A) bendinin birinci paragrafında izah edildiği şekilde gerçekleşen suça sürüklenen çocuğun eylemlerinin hırsızlık suçunu oluşturacak eylemler olmayıp, suça sürüklenen çocuğun suça konu telefonu aldıktan sonra mağdurenin gözetimi ve takibinden çıkmadan mağdurenin telefonun üzerindeki mülkiyete/zilyetliğe dayanan hakimiyetinin son bulmayacağı ve gerçekleşen olayda mağdurenin hakimiyeti henüz son bulmadan suça sürüklenen çocuk tarafından mağdureye cebir uygulandığı anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuğun eylemlerinin nitelikli yağma suçuna sübut verdiği, suça sürüklenen çocuğa iftira atmayı gerektirecek bir husumeti bulunmayan mağdurenin aşamalarda verdiği, istikrarlı ve birbirleri ile uyumlu beyanları ile bu beyanlarla uyumlu Adli Tıp Kurumu Büyükçekmece Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 19.03.2020 tarihli raporu, suça sürüklenen çocuğun mağdure tarafından İlk Derece Mahkemesinin 27.11.2020 tarihli duruşmasında kesin ve net olarak teşhis edilmesi ve dosya içerisinde bulunan diğer bilgi ve belgelerden, suça sürüklenen çocuğun nitelikli yağma suçunu işlediği, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, anlaşılmakla suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 15.06.2021 tarihli ve 2021/379 Esas, 2021/2252 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

06.05.2024 tarihinde karar verildi.