SAYISI: 2022/İHK-14802

SAYISI: K-2022/2539

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın 25.01.2021 tarihinde yaya olan müvekkiline çarptığını ve müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi gereğince 10,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili bedel arttırım dilekçesi ile dava değerini 110.579,62 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; eksik belge ile başvuru yapıldığından başvurunun usulden reddedilmesi gerektiğini, kazaya plakası tespit edilemeyen aracın sebebiyet verdiğinin ispatlanması gerektiğini, davacı tarafından sunulan raporun hükme esas alınmayacağını, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün kusurunun tespit edilmesi gerektiğini, davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olduklarını belirterek davanın reddini istemiştir.

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alınan bilirkişi raporlarına itibar edilerek başvurunun kabulüne, 110.579,62 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 30.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

A. İtiraz Yoluna Başvuranlar

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.

B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; eksik belge ile başvuru yapıldığından başvurunun usulden reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafından sunulan raporun hükme esas alınamayacağını, kazaya plakası tespit edilemeyen aracın sebebiyet verdiği tespit edilemediğinden başvurunun reddedilmesi gerektiğini, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğunu, davacının zararının %1,65 teknik faiz esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, temerrüt tarihinin hatalı tespit edildiğini, müvekkilinin faizden sorumluluğu bulunmadığını, davacı yararına fazla vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya yapılan başvurunun usulüne uygun olduğu, hükme esas alınan maluliyet raporunun olay tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun şekilde düzenlendiği, tarafların kusuruna ilişkin Uyuşmazlık Hakem Heyeti kabulünün yerinde olduğu, davacının zararının Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde belirlendiği, temerrüt tarihinin 23.07.2021 tarihi olduğu, Uyuşmazlık Hakem Heyetince 30.07.2021 tarihinden itibaren faize hükmediliği, davacı yararına tam ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; itiraz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, plakası tespit edilemeyen bir aracın yaya olan davacıya çarpması sonucunda davacının yaralanmasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 266 ncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49,51 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun'un) 85,90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi ile 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, davacı tarafından zararın belirlenmesi için yeterli olan belgeler ile başvurulmuş olmasına, zarara plakası tespit edilemeyen aracın sebebiyet verdiğinin sabit olmasına, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre belirlenmesinin yerinde olmasına, davalının usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmüş olması nedeniyle faizden sorumlu olmasına, temerrüt tarihine ilişkin İtiraz Hakem Heyeti gerekçesinin yerinde olması ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.

Davaya konu kazanın meydana geldiği 25.01.2021 tarihinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup bu Yönetmelik’in ekinde yer alan “Engel Oranları Cetveli”nin "omurgaya ait sorunlarda engellilik" başlıklı 1 inci maddesinde, "...Bu değerlendirme için engel kalıcı ve stabil olması, son 12 ayda değişiklik olmamalıdır." düzenlemesine yer verilmiştir.

Somut olayda; yaralanma omurgaya ilişkin olup kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında 12 aylık süre geçmemiştir. Bu nedenle hastada iyileşmenin durduğu, son 12 ayda herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmeden alınan rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir. Ayrıca hükme esas alınan sağlık kurulu raporunda, davacının trafik kazası sonrası meydana gelen diğer bulgularla birlikte epilepsi nedeniyle sürekli iş göremezlik oranı %5 olarak hesaplanmıştır.

Davacının sürekli iş göremezliğinin dava konusu kaza sonucu oluştuğunun, yani illiyet bağı bulunduğunun belirlenmesi sorumluluk açısından zorunludur. Dosya içerisindeki sağlık kurulu raporu hüküm kurmaya elverişli olmayıp eksik inceleme ile karar verilemez.

Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Engel Oranları Cetveli’ne göre yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Ayrıca davacının fiziksel bulgularının yanında epilepsi tedavisine ilişkin tüm tedavi belgeleri celp edilerek raporda; özellikle kazadan sonra oluştuğu belirtilen “nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski olanlar” olarak nitelendirilen rahatsızlık nedeniyle davacıda sürekli iş göremezliğin oluşup oluşmadığı veya bu bulgunun, sürekli iş göremezlik oranını artırıp artırmadığı, kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı, ömür boyu sürüp sürmeyeceği, sürekli değilse ne kadar devam edeceği hususlarına yer verilerek ve bizzat muayene edilmek suretiyle yukarıda açıklandığı üzere içerisinde nöroloji uzmanı ile beyin ve sinir cerrahi uzmanı bulunan yetkili sağlık kurulundan gerekçeli, denetime elverişli rapor alınıp davacı tarafından kararın temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.

3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.

Somut olayda, dava konusu olaya ilişkin ceza dosyasında olay anını gösteren kamera kaydının mevcut olduğunun anlaşıldığı, Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan kusur raporunda dosyadaki delil yetersizliği nedeniyle kazanın yaşanmasına etken kural ihlali yapan özel ve tüzel kişi tespit edilemediğinden kusur dağılımı yapılamadığının bildirildiği, Hakem Heyetlerince ise meydana gelen kazada tarafların %50'şer oranda kusurlu olduğu kabulü ile hüküm tesis edildiği görülmektedir.

Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, dava konusu trafik kazasına ilişkin ceza soruşturma dosyası ve ceza dosyası arasında mevcut olup olay anını gösteren kamera kaydının CD ortamında dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için konusunda uzman uzman bilirkişiden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

4. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.

Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,

06.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.