Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/04/2012 tarih ve 2012/429-2012/429 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekili, müvekkili banka ile borçlu şirket arasında genel kredi sözleşmesi düzenlendiğini, diğer borçluların ise genel kredi sözleşmelerinin müteselsil borçlu ve kefili olduklarını, davalı şirketin kredi borcunu ödememesi üzerine hesabın kat edilerek gerekli ihtarın yapıldığını, davalı şirket lehine 100.000 TL bedelli ipotek tesis edildiğini bildirerek, borçlu şirket için 25.087,43 TL, diğer borçlular içinse 125.087,43 TL üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesi talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, alacaklının, alacağının kısmen ipotekle temin edildiği gerekçesiyle talebin kısmen kabulü ile borçluların taşınır, taşınmaz mal ve haklarının 25.087,43 TL ile sınırlı olmak üzere ihtiyaten haczine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Talep, genel kredi sözleşmesi borçlu ve kefili olan borçlular hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine ipotek tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin kefalet borcu için ayrıca ipotek teminatı verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz. Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut ipotek resmi senedinde, müşterek borçlu müteselsil kefil gerçek kişilerin borç ve kefaletine ilişkin olarak verilmiş bir ipotek teminatı bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın alacaklı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.