Esastan ret

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "CONFIDERM" ibareli marka başvurusuna, davalı şirketin "CONFY" esas unsurlu markalarında dayalı olarak yaptığı itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edilerek başvurunun 3,5,8,16 ve 21 inci sınıflarda yer alan bir kısım mallar yönünden kısmen reddedildiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazlarının da dava konusu YİDK kararıyla reddedildiğini, oysa taraf markaları arasında iltibasa neden olabilecek düzeyde benzerliğin bulunmadığını, redde mesnet markaların genel olarak "CONFY" ibaresinden oluştuğunu, müvekkili markasının ise "CONFIDERM" olduğunu, “DERM” ibaresinin “dermatoloji” ibaresinin kısaltması olduğu iddiasının doğru olmadığını, "DERM" ibaresinin Türk Dil Kurumu sözlüğünde bir anlamı olmadığını, dermatolojinin kısaltması olduğuna dair bir kayıt da bulunmadığını, TÜRK PATENT’in bu iddialarının dayanağına yer vermediğini, markanın sınıflarının dermatolojiyle bir ilgisinin olmadığını, dermatolojinin hekimliğin deri hastalıklarıyla uğraşan dalı olduğunu, müvekkili şirketin İtalya’da ev temizliği ve parfümeri ürünleri ile ilgilenen bir şirket olduğunu, dermatoloji alanında faaliyet göstermediğini, ayrıca müvekkili şirkete markanın yayınına itiraz edildiğine dair herhangi bir bildirim de yapılmadığını, müvekkili şirkete karşı görüş dilekçesi sunma ve itiraz sahibinden kullanım kanıtı isteme hakkı tanınmadığını, müvekkili şirkete itiraz sahibinden kullanım kanıtı sunmasını istemesi için bir bildirim de yapılmadığını, dava konusu YİDK kararının eksik incelemeyle oluşturulduğunu ileri sürerek davalı Kurum kararının iptalini talep etmiştir.

1-Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

2- Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu marka ile müvekkil markalarının benzer olduğunu, davacı başvurusunun iltibas yarattığını, tüketicinin yanılmasına ve satın almak istediği markayı taşıyan mal sanmasına neden olacağını, markalar arasında fark olduğunu anlasa da malları üreten işletmeler arasında idari-ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğunu sanacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, dava konusu "CONFIDERM" ibareli marka başvurusu ile davalının "CONFY" ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu reddedilen mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davacının "CONFIDERM" ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalıya ait "CONFY" ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağ olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı oluşmayacağı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki iltibas koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markalarının iltibasa neden olacak derecede benzer olduğunu, dava konusu başvuruda yer alan "derm" ibaresinin dermatoloji ibaresinin kısaltması olup ilgili ürünlerde sıklıkla kullanılan ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, dava konusu başvurudaki asıl unsur confi ibaresi ile redde mesnet confy ibaresi arasında yüksek düzeyde benzerlik bulunduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markalarının benzer olduğunu, bu durumun ilişkilendirme ihtimali dahil iltibasa yol açacağını, davacının müvekkili şirketin markasının ticari itibarından ve bilinilirlik düzeyinden haksız yararlanması sonucunu doğuracağını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "CONFIDERM" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "CONFY" ibareli markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvuruda bir bütün olarak "CONFIDERM" ibaresine asli unsur olarak yer verildiği, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, her ne kadar davalı tarafça başvuruda yer alan "DERM" ibaresinin "dermatoloji" kelimesinin kısaltması olarak ilgili ürünlerde sıklıkla kullanıldığından ayırt ediciliği düşük olduğu savunulmuşsa da; Mahkeme görüşüne başvurulan ve aralarında üniversitelerin tıp fakültesi bölümünden öğretim üyesinin de bulunduğu bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda İngilizcede "deri" anlamına gelen "DERM" ibaresinin dermatoloji kelimesinin kısaltması olarak yaygın kullanımı olduğuna dair bir tespit bulunmadığı gibi dosya kapsamına bu yönde bir delil de sunulmadığı, ayrıca taraf marka işaretleri benzer olmadığından, davalının itirazına mesnet markalarının tanınmış olup olmadığının tartışılmasının sonuca etkili bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.05.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

Dava, Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. n Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) madde (m) 6/1 inci maddesi uyarınca, “tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya daha önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir”. Bu hüküm gereği, işaretlerin aynı ya da benzer olması durumunda mal veya hizmetlerde aynı ya da benzerse, itiraz üzerine tescil başvurusu tümden ya da kısmen reddedilebilecektir.

Somut olaya gelince, davacı CONFITERM ibaresinin marka olarak tescili için başvuruda bulunmuş olup, davalı ise CONFY, CONFY LADY, CONFY BABY ibareli markalarına dayanarak tescil başvurusuna itiraz etmiştir. TÜRK PATENT ise işaretlerin benzer olduğu sonucuna vararak itirazın kısmen kabulüne karar vermiştir. Hem İDM’ce hem de BAM HD’ce işaretler benzer bulunmamıştır. Ancak başvuru markası bitişik yazılan CONFITERM ibaresi olup Türkçe anlamı güven olan CONFI ve Türkçe anlamı deri olan TERM kelimelerinin birleştirilmesi ile oluşturulmuş olup birleştirilmeleri sonucu kendi anlamlarını korumaktadırlar. Bu durumda, TERM ibaresinin tanımlayıcı olduğu gözetildiğinde başvuru markasının ayırt edici asli unsuru CONFI ibaresidir. İtiraza mesnet davalı markaları ise CONFY ibareli olup ayırt edici asli unsurları CONFY ibaresidir. O nedenle başvuru markası ile itiraza mesnet markaların benzer olduğunun kabulü gerekmektedir. Zira başvuru markasının itiraza mesnet markaların serisi olarak algılanması muhtemel olduğu gibi, ilgili tüketici kesiminde hem başvuru markalı mal ve hizmetlerin hem de itiraza mesnet markalı mal ve hizmetlerin aynı ya da bağlantılı teşebbüslerden geldiği yönünde intiba oluşması muhtemel olacaktır. O nedenle markanın asli fonksiyonu olan köken gösterme fonksiyonu yönünden karıştırma ihtimali bulunduğunun kabulü gerekmektedir.

Hal böyle olunca, benzer olan başvuru markası ile itiraza mesnet markaların ilgili tüketici kesimi tarafından karıştırma ihtimali bulunduğu gözetilerek davanın reddi gerekirken kabulünün doğru olmadığı ve dolayısıyla kararın BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ONAMA yönündeki görüşüne katılmamaktayım.