1- Sanıklar ..., ... ve ... Yaldıran haklarında; Kasten adam öldürme suçundan CMK.nun 223/2-e maddesi gereğince ayr ayrı beraatlerine.

2- Sanık ... için; 5237 sayılı TCK.nun 82/1-a, 21/2, 62/1,53/1-a-b-c-d-e, 63. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası.

3- Sanık ... için; 5237 sayılı TCK.nun 82/1-a, 62/1, 53/1-a-b-c-d-e, 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına.

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar ... ve ...’in suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde sanık ...’nin suçunun niteliği tayin, takdire ilişkin cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma ve düzeltme nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş, sanıklar ..., ... ve ... hakkında insan öldürme suçundan elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, sanık ... müdafiinin temyiz dilekçesinde ve duruşmada sübuta, suç vasfına, tahrikin varlığına vesaireye, sanık ... sübuta, eksik incelemeye vesaireye, katılan vekilinin suç vasfına, beraat eden sanıklarında mahkumiyeti gerektiğine vesaireye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle,
A) Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık ... hakkında 5237 sayılı Yasanın 58.maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi yasaya aykırı ise de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMUK.nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hükmün sanık ... ile ilgili kısmına “Sanığın Çorum 3.Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 23.01.2007 gün 2006/91 esas, 2007/27 karar sayılı ilamının tekerrüre esas olduğundan TCK.nun 58.maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ibaresinin eklenmesine karar verilen ve resen de temyize tabi olan hükümle sanıklar ..., ... ve ... hakkında verilen beraat hükümlerinin tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA),
B) Sanık ... hakkında tasarlayarak olası kastla öldürmeye azmettirme suçundan kurulan hüküm yönünden;
Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanık ...’in, eniştesi olan maktul ile ortak olarak oto yıkama işi yaptıkları, sanığın işyerine geç gelmesi ve eniştesi maktulün yıkanan araçların sayısını az gösterdiğinden bahisle maktule karşı husumet beslediği ve eniştesinden bunun hesabını sormayı planladığı bu amaçla diğer sanık ... ile anlaştığı ve sanık ...'ye “maktulü iyice döv, gerekirse öldür” dediği ancak sanık ...'nin “adam öldürmekle benim işim olmaz” demesi üzerine “o zaman döv, gözünü korkut” dediği ve maktulün dövülmesi konusunda anlaştıkları, olay günü de maktulü takip eden sanık ...’nin, maktulün hayati bölgelerini hedef alarak künt cisimle darp etmek suretiyle, künt kafa travmaya bağlı kafa kemik kırıklarıyla beraber beyin kanaması sonucu ölümüne neden olduğu olayda;
Sanık ...'in maktulün dövülmesini ve gerekirse öldürülmesini istediği, sanık ...'nin ise öldürmek istemediğini beyan etmesi üzerine maktulün dövülmesi ve gözünün korkutulması konusunda anlaştıkları ancak olay esnasında sanık ...' nin istek dışına çıkarak maktulün hayati bölgelerine künt cisimle vurması sonucu ölümün meydana geldiği göz önüne alındığında, sanık ...'in anlaşma konusu nedeniyle oluşan sonuçtan sorumlu tutulması gerektiği, bu nedenle olayın oluş şekli ve suçun işlenmesindeki özellikler göz önüne alınarak TCK.nun 61.maddesi uyarınca teşdiden TCK.nun 38.maddesi yollamasıyla 87/4.maddesinin ikinci cümlesi gereğince cezalandırılması gerektiğinin düşünülmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiileriyle katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, resen de temyize tabi bulunan hükmün farklı gerekçeyle tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süreye göre tahliye taleplerinin reddine, 05/12/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

05/12/2012 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ...'ın huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık ... müdafii Avukat ...'ın yokluğunda 06/12/2012 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.