5237 sayılı TCK'nın 89/1-3-b-d, 22/3, 50/1-d.
maddeleri gereğince mahkumiyet.
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm üst ve mahalli Cumhuriyet savcıları tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, üst Cumhuriyet savcısının kararda olası kastın şartlarının oluşup oluşmadığının irdelenmemesinin ve 5237 sayılı TCK'nın 44.maddesi delaletiyle 89. ve 179. maddelerde düzenlenen suçlardan hangisinin uygulanacağının tartışılmamasının yasaya aykırı olduğuna dair ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-İki sınır arasındaki temel ceza belirlenirken, suçun işleniş biçimi, sanığın alkollü ve tam kusurlu olması, katılanın organ tatili ve yüzünde sabit iz kalacak şekilde yaralanmış olması dikkate alındığında, maddede öngörülen cezanın üst sınırı da gözetilmek suretiyle adalet, hakkaniyet ve nesafet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,
2-Temel ceza üzerinden yapılacak arttırımın, TCK'nın 61/2. maddesi gereğince öncelikle biliçli taksir hükümlerinin uygulanması suretiyle yapılması gerekirken uygulama sırasında temel ceza üzerinden TCK'nın 89/3-b-d fıkrası gereğince arttırım yapılmış olması,
3-5237 sayılı Kanunun 50/1-d maddesindeki "belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklama" seçenek tedbirinin içeriği, Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliğinin 38/son maddesinde "belirli yerler ve etkinlikler; sanık veya hükümlünün suç işlemesinde, suça yönelmesinde yada zararlı alışkanlıklar edinmesinde veya bağımlılık yapan maddeleri kullanmasında; çevresel, psikolojik, sosyal ve ekonomik etkisi bulunan ya da sanık veya hükümlünün yeniden suç işlemesine yol açan etkenleri tetikleyecek yerler veya etkinlikler." şeklinde açıklanmış olup sanık hakkında alkollü yerlere gitmekten yasaklanmasına karar verilirken "alkol almaması" şeklinde, içeriği Yönetmelik kapsamına aykırı ve infaz kabiliyeti olmayan seçenek tedbire hükmedilemiyeceğinin gözetilmemesi ve yine 5237 sayılı Kanunun 50/1-d fıkrasında “mahkum olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya”, tedbirinde geçen “bir katına” ibaresinin ceza miktarı kadar süre olarak anlaşılması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 05.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.