Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın müdahil davalı ...Sigorta şirketi yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl davalılar avukatlarınca duruşmalı temyiz edilmiş ise de, dava miktar itibariyle duruşmaya tabi olmadığından bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, işçilik alacaklarının tahsili ile ilgili dava ve işleri takip etmek üzere davalılara vekaletname verdiğini, açılan dava lehine sonuçlanmış ise de bu süreçte borçlunun iflas ettiğini, davalıların vekalet görevinin gereklerini gereği gibi ifa etmemeleri nedeniyle öncelikli olan iş alacağının iflas masasınca 4. sıraya kaydedildiğini, azlettiği davalıların bu karara karşı süresinde itirazda bulunmamaları nedeniyle uğradığı hak kaybından doğan zarardan müştereken sorumlu olduklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.104,00 TL'nin 1.4.2009 tarihinden, 12.64800 TL'nin ise 1.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ... ve ... vekili, davanın öncelilkle zamanaşımından reddi gerektiğini aksi halde müvekkillerinin yasaya aykırı şekilde vekillik görevlerini ihmal etmediğini ve kötüye kullanmadığını, görevlerini gereği gibi yerine getirdiklerini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, avukatlık ortaklığından 2006 tarihi itibariyle ayrıldığını,tüm alacak ve borçlarını devrettiğinden davanın öncelikle husumetten reddini aksi halde davacının kendisini ilk ödeme için ibra ettiğini,talep halinde ikinci ödeme için davacıya ödeme yapılacağı belirtilmesine rağmen bu davanın ikame olunduğunu,bu nedenle faiz taleplerinin de yersiz olduğunu beyan ederek davanın esastan reddini dilemiştir.
Mahkemece, sıra cetveline itiraz davasının açılacağı sürenin bitiminden itibaren hesaplanan 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Dairemizin 2015/22588 esas, 2015/37150 karar sayılı ilamı ile dava konusu olayda, davalıların, zarar doğurduğu iddia edilen eylemle ilgili olarak müvekkili olan davacıya hesap verdiği ispat edilmediğinden, azilden itibaren işleyecek zamanaşımı süresinin dava tarihi itibari ile dolduğundan söz edilemeyeceği, mahkemece işin esası incelenip, sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının doğru görülmediği” belirtilerek bozulmuştur.
Mahkemece,bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde,davanın dahili davalı AIG sigorta A.Ş yönünden reddine diğer davalılar yönünden kısmen kabulu ile dava konusu alacak olan 8.154,50 TL'nin 01/04/2009 tarihinden itibaren 10.518,50 TL'nin 01/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (dahili davalı ... hariç olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş,hüküm asıl davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalılar ... ve ... vekilinin aşağıdaki 4.bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı ... Rıdavan Sarıoğlu’nun temyiz itirazları yönünden,
Davacı, eldeki dava ile davalıların vekalet görevinin gereklerini gereği gibi ifa etmemeleri nedeniyle, öncelikli olan iş alacağının iflas masasınca 4. sıraya kaydedildiğini, davalıların bu karara karşı süresinde itirazda bulunmamaları nedeniyle uğradığı hak kaybından doğan zarardan müştereken sorumlu olduklarını ileri sürerek, iflas masasında birinci sıra alacaklılara yapılan ilk ödeme için 10.104,00 TL‘nin 1.4.2009 tarihinden, iflas masasında birinci sıra alacaklılara yapılan ikinci ödeme için 12.648,00 TL‘nin ise 01.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece davanın kısmen kabulu ile dava konusu alacak olan 8.154,50 TL'nin 01/04/2009 tarihinden itibaren, 10.518,50 TL'nin 01/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Ancak ne var ki, davacı tarafın davalılardan Mesut Rıdvan Sarıoğlunu, dosya arasına ibraz edilen “ibranamedir” başlıklı belge ile iflas müdürlüğü tarafından yapılan ilk ödemeye ilişkin ibra etmiş olduğu anlaşılmakla, dava konusu alacağın ilk ödemeye ilişkin talep kısmından davalı ...’nun sorumlu olmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Yine her ne kadar mahkemece,davalılardan ...'nun davadan sonra davacıya 23.06.2014 tarihinde haricen 3.899 TL ödeme yaptığı, bu miktarın eşit bir biçimde birinci ve ikinci ödemeye ilişkin alacaklardan indirilmesi gerektiği gerekçesi ile hüküm kurulmuş ise de,davalılardan ...'nun dava açılmadan önce davacı tarafından ilk ödeme için ibra edilmiş olduğu, bu davalının davadan sonra davacıya 23.06.2014 tarihinde haricen 3.899,00 TL yaptığı ödemenin ise ikinci ödemeye ilişkin olduğu anlaşılmakla,bu miktarın iflas masasında birinci sıra alacaklılara yapılan ikinci ödeme için yapılan talep kısmından indirilmesi gerekirken,yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3-Bozma nedenine göre davalı ...'nun sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
4-Kabule göre de,karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT 13.maddesi uyarınca, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
Somut olayda, mahkemece; davanın kısmen kabul edilmiş olduğu,kabul edilen kısım üzerinden kendisini davada vekil ile temsil ettiren davacı lehine karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 2.240,76 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yüksek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı ... yararına bozulmasına, üçüncü bentte açıklanan nedenle davalı ...'nun sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve dördüncü bentte açıklanan nedenle hükmün davalılar ... ve ... yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.