Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19/03/2015 gün ve 2012/245 - 2015/190 sayılı kararı bozan Daire'nin 09/05/2018 gün ve 2016/9561 - 2018/3367 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu ancak şirketin iş ve işlemlerinden hiç haberdar edilmediğini, şirketin işleyişi dışında tutulduğunu, sahibi bulunduğu paya bağlı haklarını kullanmasının TMK’nin 2. maddesine aykırı biçimde engellendiğini, şirketin gelir-gider ve bilançoları, talep etmesine rağmen, müvekkiline verilmediği gibi genel kurul toplantılarına davet edilmediğini, 24.07.2012’de 2009,2010 ve 2011 yılına ilişkin genel kurul toplantısının yapıldığını, usul ve yasaya aykırı toplanarak karar aldığını, alınan kararların yokluğu ve iptali gerektiğini, genel kurul için çağrı yapılmadığını, alınan kararların da kanuna, esas sözleşme hükümlerine, dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, genel kurulda kar dağıtımı konusunda bir karar verilmediğini, gündemin 3 ve 4. maddelerinde, denetçi raporu, bilanço-gelir gider tablosunun okunduğunu ve onaylandığını, gündemin 5 ve 6 maddelerinde yönetim kurulu üyelerinin ibrasına karar verildiğini, bu durumun TTK 445. maddesi uyarınca kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, yine gündemin 8 ve 9. maddesinde yönetim kurulu ve denetçi seçildiğini, yönetim kurulunun ve denetçinin seçimine ilişkin kararın ve gündemin 10. maddesinde görüşülen yönetim kurulu üyelerine TTK'nin 395 ve 396. maddeleri uyarınca yetki verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davalı şirketin 24.7.2012 tarihli genel kurul toplantısının ve bu genel kurul toplantısında alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunun tespitine ve iptaline, ve yahut 3,4,5,6,7,8,9 ve 10. numaralı kararların 6102 sayılı TTK'nin 445. maddesi uyarınca yasaya, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olması sebebiyle iptaline, TTK'nin 449. maddesi uyarınca genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, uyuşmazlık konusu edilen 24.07.2012 tarihli genel kurulun usul ve yasaya uygun şekilde gerçekleştirildiğini savunmuştur.

Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.

Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 38,50 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 477,45 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 11/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.