B O Z M A Ü Z E R İ N E

Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ankara 5.Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 19.03.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 6.000,00 TL ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Sanık müdafinin temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 15.Ceza Dairesinin 14.06.2017 tarihli kararı ile uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiği nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Ankara 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 12.02.2019 tarihli 2017/661 Esas, 2019/162 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157 inci maddesinin birinci fıkrası, 62,52,50 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Cumhuriyet Savcısının temyiz talebi;Yargıtay 15.Ceza Dairesi'nin 2018/4851 Esas, 2021/7163 Karar sayılı kararı, Yargıtay 15.Ceza Dairesi'nin 2018/4861 Esas, 2021/6421 Karar sayılı kararı ile aynı konuda verilen diğer kararlarında da belirtildiği üzere sanık hakkında hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle fazla adli para cezası tayini usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

1. Sanığın, katılanı Ekonomi Bakanlığı'nda uzman yardımcılığı kadrosuna mülakatsız olarak yerleştireceğine inandırıp farklı tarihlerde toplam 72.000,00 TL alarak menfaat temin ettiği iddia ve kabul olunmuştur.
2. " Sağlık raporu, savcılık belgesi, diplomaların fotokopisi, nüfus kaydı, ikametgah adresi, nüfus cüzdanı fotokopisi" şeklinde işe giriş için gereken belgelerin yazılı bulunduğu belge dosya arasına alınmıştır.

3. Katılan tarafından dosyaya sunulan flaşh disk üzerinde yapılan incelemeye ilişkin bilirkişi raporu dosya arasındadır.

4. Katılanın dosyaya sunmuş olduğu "Sağlık raporu, savcılık belgesi, diplomaların fotokopisi, nüfus kaydı, ikametgah adresi, nüfus cüzdanı fotokopisi" şeklinde işe giriş için gereken belgelerin yazılı bulunduğu belge üzerindeki imzaların sanığa ait olduğuna dair 05.12.2013 tarihli bilirkişi raporu dosya arasındadır.

5. Sanık atılı suçlamayı kabul etmemiştir.

6. Dosya uzlaştırma bürosuna tevdi edilmiş, taraflar arasında uzlaşma sağlanamamıştır.

7. Mahkeme, sanığın atılı suçu işlediği kabulü ile mahkumiyetine hükmetmiştir.

Sanığın farklı bahanelerle katılandan 16.04.2012 ile 28.05.2014 tarihleri arasında toplam 72.000,00 TL aldığının anlaşılması karşısında, suç tarihinin sanığın en son menfaat temin ettiği 28.05.2014 olduğu ve ilk uzlaştırma işleminin yapıldığı tarih ile uzlaştırmanın başarısız olduğu tarih arasında zamanaşımının durduğu tespit edilerek yapılan incelemede;

1. Sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

3. Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen; "Sanık hakkında hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde ayrı gerekçe konulmaksızın adli para cezası belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle fazla para cezası tayini" dışında Ankara 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 12.02.2019 tarihli 2017/661 Esas, 2019/162 karar sayılı kararında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 12.02.2019 tarihli 2017/661 Esas, 2019/162 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün birinci, ikinci ve yedinci fıkralarından adli para cezasına ilişkin sırasıyla "6 gün", "5 gün" ve "100,00 TL" ibarelerinin çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 gün", "4 gün" ve "80,00 TL" ibarelerinin eklenmesi suretiyle, hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.02.2024 tarihinde karar verildi.