HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Turgutlu 1. Asliye Ceza Ceza Mahkemesinin, 29.02.2016 tarihli ve 2015/303 Esas, 2016/193 Karar sayılı kararı ile;
Sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62,53 ve 52 nci maddesi uyarınca, 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Sanıklar ... ve ... hakkında dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir.

Sanık ... müdafinin temyiz istemi, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, atılı suçun oluşmadığına, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, alt sınırdan uzaklaşarak ceza verilmesinin yanlış olduğuna, Cumhuriyet savcısının temyiz istemi ise sanıklar ... ve... hakkında verilen beraat kararlarının yanlış olduğuna ilişkindir.

1. Mağdurun cep telefonunu arayarak buldukları altınları elden çıkarmak istediğini beyan eden ve kendisini ... olarak tanıtan sanık ...'in mağdur ile buluşması, altınların olduğu kişi olarak tanıtılan ve Hasan takma adını kullanan sanık ...'in yanına gitmeleri, gösterilen numune altınların kontrolünden sonra suç tarihinde yeniden buluşarak sahte altınları mağdura vermeleri, 50.000 TL parayı almaları ve olay yerinden ayrılmaları, sanık ...'in yakalanması sonrasında olayları tertip edenin sanık ... olduğunu beyan etmesi biçimindeki eylemler nedeniyle haklarında kamu davası açılmıştır.

2. Sanığın Kemal'in atılı suçu ikrar ettiği, olayları kurgulayanın... olduğunu, ...'in olaylarla ilgisinin olmadığını beyan ettiği, sanık ...'in atılı suçlamayı kabul etmediği, sanık ...'ın tarafları tanıdığını ancak sadece olay sonrası ödeme ve arabuluculuk için çabaladığını beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmediği, mağdurun aşamalarda sanık ... ve ...'i teşhis ettiği, sanık ...'ın da olayın içinde olduğunu beyan etmesine rağmen, sanıkların hazır bulunduğu son celsede beyanından dönerek sanıklar ... ve...'ı görmediğini beyan ettiği, teşhise ilişkin tutanakların ve mağdurun arandığı numaranın sanık ...'in telefonunda kayıtlı olduğuna dair tespit tutanağının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır.

3. Mahkeme, sanıkların savunmaları, mağdurun beyanı, tutanaklar ve tüm dosya kapsamına göre sanık ...'in atılı suçu işlediğini kabul ederek hakkında mahkumiyet, sanıklar ... ve...'ın mahkumiyetlerine yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraat kararları vermiştir. Bu kararlar temyiz edilmiştir.

A. Sanıklar ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Mağdurun aşamalarda sanık ...'i teşhis ettiğine dair tutanak içerikleri, her iki sanığın da olayın içinde olduğuna dair beyanı, iftira atmasını gerektirir bir delil bulunmayan sanık ...'in olayları planlayan kişinin sanık ... olduğuna dair beyanı ve tüm dosya kapsamına göre sanıkların üzerine atılı suçların oluştuğu gözetilmeden yazılı şeklide beraatlerine karar verilmesi,

B.Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Dolandırıcılık suçundan mahkum edilen sanık hakkında hapis cezası yanında adli para cezasına da hükmedilmesi gerektiği hususu aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir, ancak;

1. Mağdurun zararının giderildiğine dair beyanı karşısında: bu hususun taraflara sorularak, hangi aşamada ödeme yapıldığı da belirlenerek sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168 inci maddesi gereğince etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

2. Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumun tayin ve takdiri zorunluluğu nedeniyle
hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Turgutlu 1. Asliye Ceza Ceza Mahkemesinin, 29.02.2016 tarihli ve 2015/303 Esas, 2016/193 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... müdafi ve Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2024 tarihinde karar verildi.