SUÇLAR: Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Manisa 2. Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin, 26.02.2016 tarihli ve 2015/255 Esas, 2016/60 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü uyarınca, 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına;
b) nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) ve son bentleri, 52 nci maddesi ve 53 üncü uyarınca, 2 yıl 6 ay hapis ve 16.540,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği özetle; yüklenen suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

1. Dava konusu Garanti Bankası ...şubesine ait, keşidecisi ...Süt Besiclik Gıda İnşaat Nak. Tur. San. ve Tic. A.Ş., keşide yeri ... keşide tarihi 03.03.2013, meblağ 8.270,00 TL olan ... emrine düzenlenmiş çekin ... Taş Ocağı İşletmeleri Tic. ve San.Ltd. Şti. Yetkilisi ..... tarafından 05.03.2013 tarihinde bankaya ibrazında sahte olduğu anlaşılmıştır.
2. ....., Balıkesir'deki ... Taşocağını işlettiğini, çekin arka yüzündeki son kaşe ve imzanın kendisine ait olduğunu,...Beton şirketine beton malzemesi, mıcır sattığını karşılığında bu çeki aldığını, ödenmesi için bankaya ibraz ettiğini, sahte olması nedeniyle ödenmediğini beyan etmiştir.
3. ..., Balıkesirde bulunan...Beton şirketinin kendisine ait olduğunu, çekin arkasındaki üçüncü ciro ve kaşenin kendisine ait olduğunu, ... Taş Ocağından mıcır aldığını ödemeyi bu çekle yaptığını, suça konu çeki ...'a inşaat malzemesi sattığı için ödeme olarak aldığını ifade edip,......ile aralarındaki mal alım satımını gösterir fatura ibraz etmiştir.
4. ..., Balıkesir'de çiftçilik yaptığını, çekin arka yüzündeki ikinci cironun kendisine ait olduğunu, ...'den çatı malzemesi aldığını karşılığında bu çeki verdiğini, söz konusu çeki biber sattığı ...'den aldığını beyan etmiştir.
5. ..., Manisa'da turşu üretimi yapan iş yeri işlettiğini, suça konu çeki sanık ...'ya 8.218,00 TL tutarında turşu sattığı için aldığını, bu sırada yanlarında ...'in de bulunduğunu, çekten doğan zararı karşıladığını söyleyip, sanık ile aralarındaki alışverişi gösterir fatura ibraz etmiş, katılmak istediğini beyan etmiştir. Tanık ... yeminli beyanında ...'in beyanını doğrulamıştır.

6. Sanık ... kovuşturma aşamasında, çeki cirolayıp ...'e verdiğini karşılığında turşu aldığını, ancak çeki kimlik ve iletişim bilgilerini bilmediği Hamza ve Yaşar isimli kişilerden sattığı ürünlerin bedeli olarak aldığını beyan etmiştir.

7. Aydın Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 12.04.2013 tarihli uzmanlık raporuna göre; dava konusu çekin külliyen sahte ve aldatıcılık niteliğini haiz olduğu anlaşılmıştır.

8. Mahkeme tarafından; katılanın beyanı, sanığın savunması, bilirkişi raporu, tanık beyanı ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçları işlediği kabul ederek temyize konu mahkûmiyet kararları verilmiştir.

1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile düzeltilen husus dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;

3. Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.02.2016 tarihli ve 2015/255 Esas, 2016/60 Karar kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görünen;

a. Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde; Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan verilen hükümde; 5237 sayılı Kanun 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği halde, somut olayda elde edilen haksız menfaat miktarının 8.270,00 TL olduğu cihetle, adli para cezasına esas temel gün sayısının 8270 gün olarak belirlenmesi yerine 5 gün şeklinde belirlenip uygulama yapılması ve sonuç cezanın da 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi uyarınca 16.540,00 TL'ye çıkarılması suretiyle sanık hakkında fazla adli para cezası tayini,

b. Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlerde; 5237 sayılı Kanun'un 53 ncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık tarafından ileri sürülen temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında adli para cezasının belirlenmesine ilişkin olarak 1-a) bendinin birinci paragrafında yer alan yer alan "5" ibaresinin çıkarılıp yerine "8270", ikinci ve üçüncü paragraflarında yer alan "4" ibarelerinin çıkarılıp yerine "6891", üçüncü paragrafında yer alan "80 TL" ibaresinin çıkarılıp yerine "13.782,00", dördüncü paragrafında yer alan ''16.540 TL'' ibaresinin çıkarılıp yerine ''13.782,00 TL'' ibaresinin yazılması, ayrıca hüküm fıkrasının 1-a) bendinin 3. paragrafında yer alan ''ancak sanığa verilecek adli para cezası TCY'nin 158/1-f-son maddesi gereğince suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağından netice olarak sanığın 2 yıl 6 ay hapis ve 16.540 tl adli para cezası ile cezalandırılmasına,'' ifadesinin tamamen çıkarılması ve yine 1-(a) ve (b) bentlerinde yer alan hükümlerin üçüncü fıkralarındaki TCK'nin 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafların çıkartılarak yerlerine "Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı iptal kararı da gözetilerek uygulanmasına" ibarelerinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin Tebliğname'ye kısmen uygun olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.02.2024 tarihinde karar verildi.