Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Nazilli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2016 tarihli ve 2014/663 Esas, 2016/162 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği özetle; yüklenen suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

1.Katılanın sanık aleyhine kira alacağına dayalı icra takibinde bulunduğu, sanığın borca itirazı üzerine takibin durduğu, sanığın 17.04.2014 tarihinde Nazilli İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/27 Esas sayılı itirazın iptali dosyasında suça konu ''Ödeme Belgesi'' başlıklı özel belgeyi sunarak katılanın dava konusu alacaktan feragat ettiğini ileri sürdüğü, katılanın belge altındaki imzanın kendisine ait olduğunu ancak 2013 yılı Ekim, ..., Aralık ayları kira alacağından feragat ettiğine ilişkin bölümün belgeye sonradan eklendiğinden şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturmada yapılan kriminal inceleme ile metinde düzensizlikler bulunduğunun tespit edildiği, sanığın katılan tarafından imzalanıp kendisine verilen belgede sonradan değişiklik yapmak suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia edilmiştir.

2. Sanık, suça konu belgeyi bizzat katılanın imzaladığını, alınan raporun eksik ve yetersiz olduğunu beyanla suçlamayı kabul etmemiştir.

3. Katılan, sanığın 2013 yılı Aralık ayı sonuna kadar kendisinden iş yeri kiraladığını, 2013 yılı Ekim ayında iş yerini boşaltığını ancak anahtarlarını değiştirmesi nedeniyle, taşınmazını kira sözleşmesinin sonu olan 2014 yılı Ocak ayına kadar kullanamadığını, sözleşmeden doğan 2013 yılı Ekim, ..., Aralık ayları kira alacağından vazgeçmediği halde sanığın suça konu imzasını taşıyan belgeye feragat beyanı sonradan eklediğini ve icra hukuk mahkemesinde görülen dava sırasında ibraz ettiğini ifade ederek sanıktan şikâyetçi olmuştur.

4. Aydın Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 15.08.2014 tarihli uzmanlık raporunda; metin içerisindeki 4. ve 5. satırlar ile 6. ve 7. satır boşluklarının metnin diğer bölümlerine uyum sağlamadığı görülmüş ise de bu düzensizliğin metne sonradan ekleme yapılmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edebilecek cihazlarının bulunmadığı bildirilmiştir.

5. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinin 16.12.2015 tarihli 7293 nolu raporunda; İnceleme konusu belgenin metin bölümünün 5. ve 6. Satırlarında yer alan ''2013 yılı ekim'' ifadesi ile başlayıp ''hakkımdan feragat ettim'' ifadeli ile biten yazıların belgedeki diğer yazılardan satır başlangıcı, satırlar arası mesafe, baskı karakteristiği ve VSC 6000 HS cihaz görüntüsünden anlaşılacağı üzere mürekkep evsafı bakımından farklılıklar gösterdiği saptandığından, söz konusu yazıların diğer yazılarla birlikte ve sırası dahilinde yazılmamış olup, bulundukları yere sonradan ilave edildiği kanaatine varılmıştır.

6. Mahkemece sanık savunması, katılan beyanı, ATK raporu ve tüm dosya kapsamı itibarıyla sübut bulan özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetine hükmedilmiştir.

1. Gerekçeli karar başlığında 2014 şeklinde yazılan suç tarihinin, suça konu belgenin Nazilli İcra Hukuk Mahkemesinde ibraz edildiği edildiği tarih olan 17.04.2014 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2. 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi gereğince belirlenmiş olan 10 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca günlüğü 20,00 TL'den olmak üzere 6.000,00 TL adli para cezasına çevrilmesi gerekirken, hesap hatası sonucu 3.000,00 TL adli para cezasına çevrilmek suretiyle, sanık hakkında eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
3. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.02.2024 tarihinde karar verildi.