Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
... A R A R
Davacı 3.kişi vekili, müvekkiline ait iş yerinde 10/07/2012 ve 16/08/2012 tarihinde haciz yapıldığını, müvekkili ile borçlu şirketler arasında herhangi bir hukuki ya da organik bağ olmadığını, haciz ve muhafaza baskısı altında dosya borcunun tamamının ihtirazı kayıtla icra dosyasına depo edildiğini, haczedilen malların şirketin kuruluşu sırasında alınan mallar olduğunu belirterek istihkak iddialarının kabulü ile 10/07/2012 tarihinde haczedilen mallar üzerindeki haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece,16/08/2012 tarihinde dosya borcunun icra dosyasına ödenmiş olduğu,alacaklı vekilinin hacizden vazgeçtiğine yönelik açık talebi olduğu, bu itibarla davanın açıldığı 17/08/2012 tarihi itibariyle ortada geçerli bir haciz işlemi kalmadığı gerekçesi ile hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı 3.kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Davacı 3.kişi vekili, 16.8.2012 tarihinde yapılan haciz sırasında süresi içerisinde istihkak davası açılacağı, dosya borcunun tamamının ihtirazi kayıtla haciz baskısı altında istihkak davasına teminat olması ve dava sonuçlanıncaya kadar paranın alacaklıya ödenmemesi şartı ile ödeneceğini belirtmiş, haciz sırasında 24.924,00 TL yatırılmıştır. Bu beyanlar, mahcuzların bedeli karşılığı ödemenin, istihkak prosedürünün devamı şartına bağlı olarak ihtirazi kayıt ileri sürülerek yapıldığı anlamına gelir. Takip dosyasında, 3. kişinin istihkak iddiasından vazgeçtiğine ya da alacaklının bu iddiayı kabul ettiğine ilişkin bir beyan da bulunmamaktadır. Borç, ihtirazi kayıtla ödenmiş olduğundan, menkuller üzerindeki haciz kalkmış olsa dahi, dava ödenen bedel üzerinden devam edeceğinden, yargılamaya devam edilerek, deliller toplanıp işin esasına girilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken,yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.07.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.