Düşme
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir.
Katılan vekilinin temyiz istemi, eksik inceleme ile karar verildiğine, katılanın suçtan haberdar olduğuna dair dosyada bir delil bulunmamasına karşın düşme kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna vesaire ilişkindir.
Sanığın kullandığı iddia edilen facebook profili üzerinden katılanın kullandığı facebook hesabına hakaret içeren mesajlar gönderildiği iddiasıyla kamu davası açılmış ve yargılama sonucu şikâyet hakkının süresinden sonra kullanıldığı anlaşıldığından davanın düşürülmesine karar verilmiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Ancak,
Sanık hakkında kurulan hükümde Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kamu davasının "Düşmesine" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, "Düşürülmesine" karar verilmesi hususu dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği "Düşürülmesine" ibaresi hükümden çıkartılarak yerine "Düşmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle, hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2024 tarihinde karar verildi.