Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 06.09.2016 tarihinde davacıların oğlunun sürücüsü olduğu ve davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) yapılan aracın tek taraflı trafik kazasında davacıların oğlu sürücünün vefat ettiğini, davacıların desteklerini yitirdiklerini, sigorta şirketinin başvuruya rağmen zararın karşılamadığını iddia ederek, davacı ... için 100,00 TL, davacı ... Ürüşan için 100,00 'er TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 200,00 TL maddi zararın müracaat tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların zararının sigorta teminatı kapsamında olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 27.04.2018 tarihli ve 2017/517 Esas, 2018/346 Karar sayılı kararıyla; " 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 14.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren 92/j maddesi uyarınca Trafik Sigortası Genel Şartlarında sayılan teminat dışında kalan haller nedeniyle trafik sigortası teminatından yararlanılamayacağı düzenlenmiştir. Kaza tarihinde geçerli genel şartların A/6-d maddesi uyarınca destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin teminat dışında kaldığı düzenlenmiştir. Açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca davacıların desteğin tam kusurlu eylemi nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyecekleri" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; her ne kadar 01.06.2015 tarihinde genel şartlarda değişiklik olmuşsa da yönetmelik değişikliğinin Yargıtay tarafından kabul görmediğini, 26.04.2016 tarihinde 2918 sayılı Kanunda yapılan değişiklik sonrası ise genel şartların öncelikli olarak uygulanması gerektiğinin yasalaştığını, bu nedenle 26.04.2016 ve sonrası düzenlenen poliçeler kapsamında talep edilecek zararlarda yeni genel şartların esas alınması gerektiğini, yeni genel şartların uygulanmasında esas alınacak tarihin poliçe düzenlenme tarihi olduğunu, sigortalı araçta poliçe düzenleme tarihinin 28.03.2016 olduğunu, bu nedenle davada yeni genel şartların uygulanamayacağını, kanunun yürürlük tarihinin 01.06.2015 olarak kabul edilmesinin kanunların geriye yürümezliği ilkesine de aykırılık teşkil ettiğini, tek taraflı trafik kazasında sigortalı araç sürücüsünün kendi kusuruyla vefatında ölenin mirasçılarının destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla tazminat talep edebilmelerinin mümkün olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "kaza tarihi ve poliçenin düzenlenme tarihinin 6704 sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra olması, davanın kazaya karışan aracın ZMSS aleyhinde açılması, sigorta şirketinin somut olaya özgü olarak tazminattan sorumluluğunun tartışılıp, değerlendirilmesi, desteğin tek taraflı kazada %100 oranında kendi kusuru ile kazaya ve ölümüne sebebiyet vermesi ve bu halin KTK'nın 92/h bendi ve ZMSS Genel şartları hükümleri gereğince teminat kapsamında olmadığı" gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 2918 sayılı Kanun'un 92/b maddesini göre can zararlarının işleten ve sürücünün ölümlerinde desteklerinden yoksun kalan yakınlarının işleten, sürücü %100 kusurlu olsalar dahi trafik sigortasından tazminat isteme hakkına sahip olduklarını, yakınların üçüncü kişi konumunda olduklarını, bu nedenle kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesinin uygulama alanı bulmayacağını, Yargıtayın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, tek taraflı trafik kazasında oğulları desteğini yitiren davacıların aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyen davalı ... şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 53 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.