Mahkûmiyet, kaçak eşyanın ve nakil aracının müsaderesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanık ...'ın temyiz talebi hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.
1.Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre; 05.08.2013 tarihli kolluk görevlilerince sanık ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçta Altınözü Sulh Ceza Mahkemesinden alınan önleme araması kararına istinaden yapılan aramada aracın kasa kısmında bulunan bidonların içerisinden 2.700 litre ulusal marker seviyesi geçersiz akaryakıt ele geçirildiği ve sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2.Sanık ...'ın soruşturma aşamasında 05.08.2013 tarihinde alınan ifadesinde ... plakalı nakil aracının annesi adına kayıtlı olduğunu fakat kendisi tarafından kullanıldığını beyan ettiği, 17.10.2014 tarihli savunmasında nakil aracının annesine ait olduğunu, kendisinin araçta akaryakıt taşınacağından bilgisinin olmadığını, akaryakıtı ise çalıştığı şirketin araçlarında kullanmak üzere aldığını beyan ettiği belirlenmiştir.
3.Sanık savunması, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre ticari miktar ve mahiyette gümrük kaçağı akaryakıt ile yakalanan sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle suçun sübûtuna yönelen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak;
Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 29.06.2020 tarihli ve 2019/20907 Esas, 2020/8864 Karar sayılı ilâmının Mahkemece sanığın hazır bulunduğu 21.10.2021 tarihli duruşmada usûlüne uygun şekilde okunmadan yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde karar verilmek suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Sanığın adlî sicil kaydında bulunan Reyhanlı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/497 Esas, 2009/623 Karar sayılı ilâmı, Reyhanlı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/76 Esas, 2010/199 Karar sayılı ilâmı ile yine Reyhanlı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/560 Esas, 2010/412 Karar sayılı ilâmlarının 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerine ilişkin olduğu anlaşılmış olup, 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması hâlinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması hâlinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilâm ile ikinci kez mükerrirliğe esas olabilecek diğer ilâmları ile ilgili öncelikle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı mahkemesinden araştırılarak neticesine göre söz konusu ilâmın tekerrüre esas alınıp alınmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hususunda ihtar yapılmayan sanığa, suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı katını ödemesi halinde cezasında ''1/2'' oranında indirim yapılacağının usûlüne uygun olarak ihtar edilmediği gözetilmeden, uyarlama yargılaması yapılmadığı anlaşılan ilâmı nedeniyle mükerrir olduğundan bahisle sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanmaması hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ...'ın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 06.05.2024 tarihinde karar verildi.