İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.10.2020 tarihli ve 2019/514 Esas, 2020/237 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 148 inci maddesinin birinci fıkrası 168 inci maddesinin üçüncü ve ikinci fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl 4 ay ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 04.06.2021 tarihli ve 2021/1704 Esas, 2021/2127 Karar sayılı kararı ile;
"Olay sırasında sanığın katılanın araç ile belli bir süre sürüklemesi nedeniyle; olayda aracın kullanılış şekli, sanığa sağlamış olduğu üstünlük ile katılanda meydana gelen yaralanmanın niteliği dikkate alındığında; TCK'nun 6/1-f-4 madde ve fıkrasında silah olarak tanımlanan araçlardan kabul edilerek sanık hakkında TCK'nun 149/1-a madde ve fıkrası yönünden de değerlendirme yapılmaması hatalı olmuş ise de; aleyhe istinaf başvurusu olmadığından değerlendirme dışı tutulmuştur."
Hususunda eleştiri yapılarak, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine,
2. Mahkumiyete yeter şüpheden uzak kesin delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay tarihinde katılanın İran'dan ailesi ile turist olarak İstanbul'a geldiği ve taksicilik yapan sanığın aracına müşteri olarak bindiği, sanığın katılanın 1.200 ABD dolarıyla 100-150 TL parasını aldığı, daha sonra çıkan tartışmada katılanı ittirerek düşürdüğü, araca tutunan katılanı bir süre sürükleyecek şekilde aracı sürmeye devam ederek katılanın bacağından yaralanmasına sebebiyet verdiği ve ele geçirdiği paralarla olay yerinden kaçıp gittiği maddi vakıa olarak kabul edilerek İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında Hukukî Süreç başlığı altında (1) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen hükmün kurulduğu belirlenmiştir.
2. Sanık aşamalarda suçlamaları kabul etmemiştir.
3. Katılanın aşamalarda değişmeyen tutarlı beyanları dosyada mevcuttur.
4. Katılanın beyanlarıyla uyumlu, olayı gösteren kamera görüntülerine ilişkin kolluk tutanağı ve bilirkişi raporu dosyada mevcuttur.
5. Katılanın zararının karşılanması amacıyla 7.200,00 TL paranın mahkeme kasasına teslim ediliğine ve bu paranın katılanın avukatına teslim edildiğine ilişkin tutanaklar dosyada mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
1.Olay tarihinde, katılanın, taksicilik yapan sanığın aracına müşteri olarak bindiği, sanığın katılanın 1.200 ABD dolarıyla 100,00-150,00 TL parasını aldığı, daha sonra çıkan tartışmada katılanı ittirerek düşürdüğü, sanığın olay yerinden kaçmak amacıyla aracı hareket ettirmesi sonucunda araca tutunan katılanın bir süre sürüklendiği olayda aracın silah olarak kullanılmasından bahsedilemeyeceğinden ilk derece mahkemesi tarafından kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu'nun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından sanık müdafinin temyiz sebeplerine yönelik hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 04.06.2021 tarihli ve 2021/1704 Esas, 2021/2127 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re'sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
06.05.2024 tarihinde karar verildi.