Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesine; 03.06.2017 tarihinde davalı ... şirketinin sigortalısı olan diğer davalı Koçaslanlar şirketine ait aracın davalı ... kontrolünde bulunduğu sırada Kocaeli Başiskele ilçesinde Yeni Gölcük Yolu Nezir Ticaret önünde yan yol üzerinde yaya olarak yolun karşısına gitmek isteyen müvekkiline çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde hız limitinin oldukça üzerinde araç kullanan davalı ...'un asli ve tek kusurlu olduğunu, müvekkilinin %78 oranında malul kaldığını, davalı araç sürücüsü hakkında soruşturmanın devam ettiğini beyanla, şimdilik 500,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 100.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde; kaza tarihinde aracı ile iş yerine gitmekte iken Nezir Ticaretten çıkan davacının koşarak E-5'de bulunan minibüsü durdurmak isterken önüne atlaması neticesinde kazanın meydana geldiğini, olayda kontrolsüz olarak yola atlayan yayanın kusurlu olduğunu, kaza mahallinde herhangi bir yaya geçidi bulunmadığını, olay yerinde yayaların rahat geçmesi için iki adet hız düşürmek için kullanılan manilerin mevcut olduğunu, davacının belirttiği gibi kendisinin süratli olmadığını, kendi aracının kaskolu olduğunu, davacı taleplerinin kasko şirketinden temin edilmesi gerektiğini, kaza mahallinde keşif ve görgü tanıklarının dinlenmesi ile kendisinin kusursuz olduğunun ortaya çıkacağını, davacının almış olduğu iş göremezlik raporunun gerçeği yansıtmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının sigorta şirketine başvuru şartını gereği gibi yerine getirmediğini, ...... plakalı aracın müvekkili tarafından 28.02.2017/2018 vadeli 157778015 poliçe no’lu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacı yanın iddia ettiği kazanın meydana geldiğini ve zarar görenin de bu kazaya karıştığını ispat etmesi gerektiğini, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zararları aynı zamanda ispat etmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun trafik poliçesindeki limitler ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, davacının gelir iddiasını kabul etmediklerini, davacı taleplerinin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanma ihtimalinin bulunduğunu, bu nedenlerle davanın SGK ihbarını talep ettiklerini, ticari faiz talep edilemeyeceğini, davacının maluliyet durumunun Adli Tıp Kurumu'ndan (ATK) rapor alınarak tespit edilmesi gerektiğini, poliçe genel şartlarında yapılan değişiklik ile müvekkili şirketin tedavi gideri teminatının tamamını SGK'ya devrettiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Koçaslanlar Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, hukuki sorumluluğun işletende olduğunu, araç sahibi olan müvekkiline sorumluluk yöneltilemeyeceğini, kazanın meydana geldiği yolun işlek bir yol olduğunu, kazanın meydana gelmesinin nedeninin davacının aniden ve kontrolsüz bir biçimde yola atlaması olduğunu, yaya yolu ve emniyet şeridi olmasına rağmen davacının bu yolları kullanmadığını, yolun minibüslerin duraklayıp yolcu indirip bindirmesi için uygun olmadığını, davacının minibüse binmek için birden yola atladığını, davacının tazminat taleplerinin dava konusu edilen trafik kazasının ve zararın tamamıyla davacının kusurundan kaynaklanması nedeniyle reddi gerektiğini, manevi tazminatın fahiş olduğunu beyanla davanın görev yönünden usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatteyse esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kazanın oluşumunda davalının kusursuz olması sebebiyle davanın reddine karar vermiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı istinaf dilekçesinde; müvekkilinin yaralanmasına neden olan kazada davalı sürücü ...'un asli ve tek kusurlu olduğunu, kaza neticesinde müvekkilinin birçok ameliyat geçirdiğini ve %78 oranında maluliyetinin bulunduğunu, yerel mahkemede yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporunda müvekkilin söz konusu olayda %75 oranında kusurlu olduğu, davalının ise %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, söz konusu bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, itiraz üzerine İstanbul Teknik üniversitesi Karayolları Kürsüsü'nden oluşan üçlü heyetten alınan raporda müvekkile tam kusur atfedildiğini, ancak raporun hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, söz konusu raporda davalı sürücünün hızının tespit edilememesi neticesinde yasal limit olan 50 km/hız ile kazayı gerçekleştirdiği baz alınarak tüm kurallara uyduğunun belirtildiğini, ancak müvekkili gibi iri bir insanın bu derece malul kalmasına sebebiyet veren kazada davalı sürücünün yasal limitlerin çok üzerinde olduğunun açık olduğunu, davalı sürücünün hızının tespit edilememesinin başlıca sebebinin de davalı sürücünün kaza sonrasında ilgililere haber vermeksizin olay yerini terk etmesi olduğunu, yerel mahkemece dosyaya sunulan her iki rapora karşı yaptıkları itirazlar değerlendirilmeksizin, iki rapor arasındaki çelişki giderilmeksizin karar verildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan kusur raporu ile savcılık dosyasında hükme esas alınan kusur raporlarının birbiri ile örtüştüğü, kazanın davacının aniden yola fırlaması sonucu meydana geldiği, davalı sürücünün davacıya çarpmamak için bariyerlere çarptığı, dinlenen tanıkların olayın oluş şekline ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı gerekçesiyle davacının vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı temyiz dilekçesinde; kusur tespitinin hatalı olduğunu, davanın kabulü gerektiğini belirtmiştir.
Uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar ile manevi tazminat talebine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü ve 56 ıncı maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.