Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kadirli Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.12.2020 tarihli ve 2020/11 Esas, 2020/73 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 83/2-a delaletiyle 83/3,62,53. maddeleri uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 21.04.2021 tarihli ve 2021/271 Esas, 2021/928 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Kurum vekili ve sanık müdafiilerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın yardım veya bildirim yükümlülüğünün ihlali suretiyle ölüme sebep olma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 98/2,62,53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
1. Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; sanığın eyleminin taksirle ölüme neden olma suçu kapsamında kaldığından sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 22/6. maddesi gereği ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
2. Katılan Kurum vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanığın eyleminin ihmali davranışla kasten öldürme suçu kapsamında kaldığına, sanık hakkında takdirî indirim nedeninin uygulanmaması ve katılan Kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
3. Sanık müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle; sanığın beraatine karar verilmesi ve cezanın teşdiden belirlenmemesi gerektiğine ilişkindir.
1. Sanığın gebe olduğu, bu durumu eşine ve yakınlarına haber vermeden doğum sancılarının başlaması üzerine olay günü hastaneye giderek normal yolla sağlıklı bir erkek bebek doğurduğu, bir süre hastanede kaldıktan sonra aynı gün taburcu edildiği, aracının arka koltuğuna koyduğu bebeğin eve geldiğinde morardığını görüp öldüğünü düşünerek araçta bırakıp evine gittiği, ertesi gün ölü bebeği evlerinin bahçesine gömdüğü, 07.05.2019 günü sağlık görevlilerince telefon edilerek bebeğin topuk kanının alınması gerektiği söylenince durumu yakınlarına haber verip karakola gittiği, fethi kabir ve otopsi işlemleri neticesinde Adlî Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunca düzenlenen 29.08.2019 tarihli raporunda ileri derecede çürüme nedeniyle mevcut verilerle bebeğin ölüm sebebi ve mekanizmasının bilinemediği şeklinde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adlî raporların yeterli olduğu, bebeğin ölüm sebebi belirlenemediğinden mevcut delil durumuna göre bakım ve gözetim yükümlülüğünden sorumlu olduğu çocuğuna karşı bu sorumluluklarını yerine getirmediğinden eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, takdirî indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında,
yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısının, katılan Kurum vekilinin ve sanık müdafiilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde düzeltme nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme gereği kendisini vekille temsil ettiren katılan Kurum lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
Gerekçe bölümünde (3) nolu paragrafta açıklanan nedenle katılan Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle katılan Kurum vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 21.04.2021 tarihli ve 2021/271 Esas, 2021/928 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi gereği hüküm fıkrasına "Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince 6.810,00 Türk Lirası maktu vekâlet ücretinin sanıktan alınarak katılan Kuruma ödenmesine," ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Kadirli Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.05.2024 tarihinde karar verildi.