T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
YARGITAY İ L Â M I

İNCELENEN KARARIN;

İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Konya 8.Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.12.2017 tarihli ve 2017/37 Esas, 2017/73 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.

2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 08.11.2019 tarihli ve 2019/10 Esas, 2019/151 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 09.12.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

Sanık müdafii temyiz dilekçesinde özetle;

1-Bylock kullanıcısı olmadığı açıkça ortada olan sanığa eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu atılı suçtan ceza verildiğine,

2-Aktif Eğitim Sendikasının o dönem Bakanlığa bağlı olarak yasal olarak faaliyet gösteren bir sendika olduğuna,

3-Suçlamaya ilişkin hiçbir somut delil bulunmayan müvekkilimin beraat etmesi gerektiğine,

4- Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara,
Sanık temyiz dilekçesinde özetle;

1- Örgüte bağlılığı veya katılması, irtibatı, iltisakı, bağlantısı ve üyeliği olmadığına,

2-Suçun unsurları oluşmadığına,

3-Dosya kapsamındaki bilgilerin yalnızca şüpheden ibaret olup, üyeliğini her türlü şüpheden uzak, somut bir şekilde ortaya koymaya yetmediğine,

4-Suçun şartları oluşmadığına,

5-Herhangi bir yazışma içeriği söz konusu olmadığından ByLock programının şahsıma karşı delil kabul edilmesinin söz konusu olmayacağına,

6- Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara,
İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmemekle, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verilmiştir.

1-Temyiz aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığının 11.01.2021 tarihli "Emniyet Mahrem Detay Sorgulama Raporu" ile ilgili olarak, bu rapora dayanak teşkil eden "..." adlı gizli tanığın daha önce hakim huzurunda alınan ifade tutanağı ile CMK'nın 134 üncü maddesine göre alınan hakimlik kararı ve varsa ayrıntılı analiz raporunun soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından araştırılıp temin edilerek; ilgili evraklar ile yine temyiz aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan kollukta şüpheli sıfatı ile ifadesine başvurulan ... 'un sanık hakkında ''Fethullah Gülen cemaatine bağlı polislerin eşlerine sohbet veren şahıstır'' yönünde beyanda bulunması karşısında ; ... isimli şahsın ifade ve teşhis tutanaklarının 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyecekleri sorulup, ayrıca ...'un tanık sıfatıyla ifadesine başvurulduktan sonra yargılamaya devamla bir hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olduğunun kabul edildiği dikkate alınarak, somut olayda sanığın ByLock kullanıcısı olup olmadığının suç sübutunun tayini açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, savunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın savunmasının denetlenmesi bakımından ilgili yerlere yeniden yazı yazılarak ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun bulunması durumunda, dosyaya getirtilmesi ve ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak görünen şahıslar hakkında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa sanık ile ilgili aşama beyanlarının getirtilip, tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulması ayrıca, UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında herhangi bir beyan yahut ifade olup olmadığı araştırılıp, bulunması halinde beyan ve ifadelerin onaylı örneklerinin dosya arasına getirtilip elde edilen tüm bilgi ve belgelerin CMK'nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyecekleri sorulup, gerektiğinde ve mümkün olduğu takdirde ifade/beyan sahiplerinin tanık sıfatıyla beyanları alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Çekişmeli yargılamanın gereği olarak, hükümden önce son sözün hazır bulunan sanığa, sanık yoksa müdafiine verilmesi gerekirken, sanığın hazır olduğu celsede sanık müdafiinin savunması alındıktan sonra sanığa son sözü sorulmadan yargılamaya son verilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 216 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 08.11.2019 tarihli ve 2019/10 Esas, 2019/151 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Konya 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.04.2024 tarihinde karar verildi