İNCELENEN KARARIN;
Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden - 5271 sayılı Kanunun 232
inci maddesinin 2 nci fıkrasının (c) bendi gereğince verilen kararların
niteliği dikkate alınarak yazılmamıştır.
İstinaf başvurusunun reddi kararları, istinaf başvurularının esastan reddi kararları
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 14.10.2021 tarihli ve 2019/1189 Esas, 2021/1240 sayılı Kararının sanık müdafi ve katılan ... vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
1. Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince katılan ... vekilinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca “başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması” nedeniyle reddine karar verildiği, bahse konu kararların; 5271 sayılı Kanun’un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu, itiraz merciince katılan ... Bakanlığının itirazı hususunda bir karar verildiği anlaşılmakla, temyiz incelemesine yer olmadığına, anılan suçlar ve temyiz istemleri yönünden dava dosyasının incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıclık suçlarından hükmolunan mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararının; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafinin silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurum ve kurumlarının zararına dolandırıcılık suçlarından, katılan ... vekilinin ise kamu kurum ve kurumlarının zararına dolandırıcılık suçundan verilen hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.04.2019 tarihli ve 2018/1144 Esas, 2019/421 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ve 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına,
Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin son cümlesi, 158 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ve 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 535.780,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına karar verilmiştir.
,
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 14.10.2021 tarihli ve 2019/1189 Esas, 2021/1240 sayılı Kararıyla; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafinin, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik ise sanık müdafinin ve katılan ... vekilinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine kararı verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 10.01.2022 tarihli ve silahlı terör örgütüne üye olma ve resmi belgede sahtecilik suçları yönünden katılan ... vekilinin temyiz isteminin reddi, dolandırıcılık suçu yönünden sanık müdafinin ve katılan ... vekilinin, silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden ise sanık müdafinin temyiz istemlerinin ise esastan reddi ile hükümlerin onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanık müdafinin temyiz istemi özet olarak;
1. Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna,
2. Sanığın yıllar içinde farklı net yapmasının kişisel sebeplerden kaynaklandığına ve doğal bir durum olduğuna,
3. Dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarının bilim dışı ve sübjektif değerlendirmeler içerdiğine, sanık lehine olan hususların değerlendirilmediğine ve varsayıma dayalı tespitler yapıldığına,
4. Tamamı ÖSYM’de çalışan şahısların CMK’nın 64. maddesi uyarınca bilirkişi olarak inceleme yapamayacağına, usulsüz raporların hükme esas alınamayacağına,
5. CMK’nın 63. ve 67. maddelerine aykırı olarak bilirkişilerin kendilerini hakim yerine koyarak değerlendirmeler yaptıklarına,
6. 2010 yılı KPSS sınavı itibarıyla sanığın eyleminin mevzuat kapsamındaki suç tipine uymadığına,
7. Dolandırıcılık suçu yönünden zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının ve suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesinin gerekçelerinin açıkça gösterilmediğine, temadi eden suç söz konusu olmasına rağmen isabetsiz şekilde zincirleme suç hükümlerinin uygulandığına,söz konusu suçun terör örgütü adına veya örgütü faaliyetleri çerçevesinde işlenemeyeceğine,
8. Aynı mahkemede yargılanan ve sanık ile benzer durumda olan sanıklar hakkında beraat kararı verilmesinin eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiğine,
9. Mahkumiyet kararına konu her iki suç yönünden de dosya kapsamında sanığın mahkumiyetini gerektirir hiçbir maddi delil bulunmadığına, söz konusu suçların maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
10. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
Katılan ... vekilinin temyiz istemi özet olarak;
11. Eksik inceleme ve değerlendirme ile istinaf başvurularının reddedildiğine,
12. İddianame konusu her bir suçun kamu kurumlarına sızma odaklı örgütsel amaç doğrultusunda organize şekilde örgüt faaliyeti kapsamında işlendiğine, ÖSYM Bilirkişi Raporu ile de bu hususun sabit olduğuna,
13. Sınava katılan adaylar önceden temin ettikleri cevapları resmi belge olan cevap kağıdına işledikleri için aldatıcı beyan taşıyan resmi belge niteliğindeki cevap kağıdının da resmi belge haline geldiğine, ÖSYM’nin aday hakkında düzenlediği belgenin de aldatıcı beyan sonucunda düzenlenen sahte resmi belge sıfatını haiz olduğuna,
14. İddianame konusu suçları işlediği sabit olan sanığın her bir suçtan üst sınırdan cezalandırılması ve katılan idare lehine vekalet ücretine hükmolunması gerektiğine,
15. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarını oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararları verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
1. Ayrıntıları Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin, 26.10.2017 tarihli ve 2017/1809 Esas, 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi; örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, s. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (Toroslu Özel Kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler s. 280).
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Bilirkişi raporunda sanığın sınavdaki başarısının tesadüfi olamayacağına yönelik kuvvetli kanaat oluştuğunun belirtilmesi karşısında; ihtimallere dayanan yüzdelik oranlarının yer aldığı değerlendirme içermesi sanığın hileli bir davranışını ortaya koymaya elverişli olmadığı gibi kişinin önceki ve sonraki yıllardaki doğru ve yanlış cevap sayılarının kıyaslanarak sınav sorularını haksız elde etmek sureti ile sınavda hileli yollarla yüksek puan aldığının kesin olarak ispatlanamayacağı, ayrıca bilirkişi raporunu teyit eder başkaca delil, beyan veya bilgi bulunmadığı gibi bilirkişi raporunda sınav sorularının alındığına dair kesin kanaatin de bildirilmediği, dosya kapsamında sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu ve bu suça dayanak gösterilen kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu işlediğine dair mahkûmiyetini gerektirir her türlü kuşkudan uzak, yeterli ve kesin delilin de bulunmadığı gözetilerek, atılı suçlardan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
2. Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden kabule ve uygulamaya göre de,
Sanık hakkında belirlenen temel ceza suçun niteliği gereği artırılırken, artırım oranı doğru yapıldığı halde uygulama maddesinin 3713 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası yerine "3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5. maddesi" olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 inci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
A. Katılan ... Vekilinin Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemi
Ön inceleme bölümünün (1) numaralı paragrafında açıklanan nedenle, temyiz incelemesine yer olmadığına, dava dosyasının, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. Sanık Müdafinin Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma ve Dolandırıcılık, Katılan ... Bakanlığının ise Dolandırıcılık Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemleri
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafinin ve katılan ... vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 14.10.2021 tarihli ve 2019/1189 Esas, 2021/1240 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.05.2024 tarihinde karar verildi.