Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/09/2015-05/11/2017 günlü tebliğnameleri ile Dairemize gönderilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Oluş ve dosya kapsamına göre; yağma suçunu, silahla ve gece vakti gerçekleştiren sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 149/1. madde ve fıkrasının (a) bendinin yanısıra (h) bendi ile de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2) Sanığın, yakalandıktan sonra eniştesi ...’i arayıp suça konu cep telefonunun yerini söyleyip, tanık ...’in karakola getirerek telefonun mağdura teslim edildiğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında TCK’nin 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
3) Mahkumiyet hükmünün yasal sonucu olan 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesinde öngörülen belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbirlerinin, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararına göre yapılan değişikliğin karar yerinde yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanı ile o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, sanığın ceza süresi bakımından kazanılmış hakkının korunmasına, 19/02/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.