Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir
olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Demre Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.06.2014 tarihli kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen 10 ay hapis cezası yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu karar 29.08.2014 tarihinde kesinleşmiştir.
2.... Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.12.2015 tarihli karar ile sanığın, tabi tutulduğu denetim süresi içinde 04.06.2015 tarihinde suç işlediğinin ihbarı üzerine... Asliye Ceza Mahkemesinin 17.02.2016 tarihli ve 2015/372 Esas, 2016/47 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği, sanığın suç kastının bulunmadığına aynı zamanda sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 211 inci maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
1. Katılan ...'a ait zeytinlik vasfındaki arazinin satışı için katılanın oğlu olan ... ile birlikte temyiz dışı sanık ... adına satışı konusunda temyiz dışı sanıklar..., ... ve sanık ... ile anlaştıkları, söz konusu arazinin satım bedelini kendi aralarında toplamda 130.000,00 TL olarak kararlaştırdıkları, temyiz dışı sanık ...'ya da katılan ...'ın söz konusu araziyi satma konusunda... Noterliğinin 02739 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vekaletnamesi ile vekalet verdiği, aralarında bir kısım paranın nakit olarak teslimi ve geri kalan 60.000,00 TL bedelin ise ..., ...ve sanık ...'e ait aile şirketi olan Koreliler Ltd. Şti isimli şirkete ait... FinansBank Şubesinden alınan... seri numaralı, 06.03.2012 tarihli çekin verilmesi hususunda anlaştıkları, temyiz dışı sanık ...'nın arazinin satışı konusunda verilen vekalete istinaden 26.05.2011 tarihinde arazinin mülkiyetinin temyiz dışı sanık ... üzerine tescilini yaptığı, arazi devredildikten sonra orman idaresi tarafından arazinin orman arazisi olduğuna yönelik
tespitlerin yapıldığı, akabinde orman idaresi tarafından... Asliye Hukuk Mahkemesine dava açılarak arazinin orman arazisi olarak tescil ettirildiği, bu süreçte sanık ... ile temyiz dışı sanıklar... ve ... 60.000,00 TL bedelindeki çeklerini ödemek istememelerinden kaynaklı katılanın ...'ya vermiş olduğu vekaleti kullanarak sonradan adli emanetin 2013/111 sırasında kayıtlı, 25.05.2011 tarihli taşınmaz satış protokolünü düzenledikleri, temyiz dışı sanık ...'nın ... vekili olarak, temyiz dışı sanık ...'nin alıcı olarak, sanık ... ve temyiz dışı sanık...'nin ise teminat çeki veren şirket yetkilileri sıfatıyla tanık olarak taşınmaz satış protokolünü geçmiş tarihli imzaladıkları, böylece sanığın özel belge niteliğinde olan taşınmaz satış protokolünü geçmiş tarihli düzenleyerek özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde temyize konu hüküm kurulmuştur.
1. 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunda gerçeğe aykırı belge düzenleme olarak tanımlanan içerik (fikri) sahteciliğine yer verilmediği, yalnızca, belgeyi sahte düzenleme hareketine yer verildiği, içerik sahteciliğinde belgeyi düzenleyen olarak görülen kişi gerçek olduğu hâlde, belgenin içeriğinin gerçeğe aykırı olduğu ve maddede sadece taklit suretiyle sahte belge düzenleme veya gerçek bir belgede ekleme veya çıkarma suretiyle sahtecilik, başka bir deyişle maddi sahtecilik eylemlerine yer verildiği, buna göre salt yalan beyanı içeren özel belgenin, açıklanan ve unsurları gösterilen özel belgede sahtecilik suçunun maddi konusunu oluşturmayacağı gözetilerek, somut olayda suça konu özel belge üzerindeki imzaların sahteliğine ilişkin bir iddianın olmadığının anlaşılması nedeniyle eylemin “fikri sahtecilik” kapsamında kalacağı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un özel belgede sahtecilik suçunda fikri sahteciliğin cezalandırıldığına dair düzenleme bulunmaması nedeniyle yüklenen suçun kanunî unsurlarının oluşmadığı dikkate alınmaksızın sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
2. Kabule göre de;
Suç konusu belgenin "08.10.2012" tarihinde kullanılmasına rağmen gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "25.05.2011 " şeklinde yazılması,
hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı
Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2024 tarihinde karar verildi.