SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Alanya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.02.2016 Tarihli ve 2014/1165 Esas, 2016/279 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına,
2. Başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesi delaletiyle 267 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına Karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği, usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına ilişkindir.
1.Piyasaya sahte çek sürüldüğü şüphesiyle başlatılan soruşturmada 26.08.2014 tarihinde görevli polis memurları yanında sahte çek veren ve kendisini Yavuz olarak tanıtan sanığa kimlik belgesi sorduğunda sanığın ... adına düzenlenmiş üzerinde kendi fotoğrafı bulunan nüfus cüzdanı ibraz ettiği, kaba üst aramasında üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ... adına düzenlenmiş sürücü belgesi ele geçirilmesi üzerine duyulan şüphe üzerine sanığa gerçek kimlik bilgileri sorulduğunda ... olduğunu beyan ettiği, olay tutanağını ... adıyla imzaladığı, bu suretle resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarını işlediği iddia edilmiştir.
2. Sanık savunmasında, kardeşi ... adına muhtarlıktan aldığı nüfus cüzdanı talep formu ile ...nüfus müdürlüğüne giderek suça konu sahte nüfus cüzdanını çıkartığını beyan ederek suçu kabul etmiştir.
3. ... Kriminal Polis Labarotuvarı Müdürlüğünün 12.12.2014 tarihli Uzmanlık Raporuna göre inceleme konusu ... adına düzenlenmiş nüfus cüzdanının sahte olduğunu gösterir bulgu tespit edilemediği, menşeiinin araştırılmasının yararlı olacağı kanaatine varılmıştır.
4. Mahkemece yapılan gözlem ile, sanığın kardeşinin kimlik bilgilerini içerecek şekilde doldurulduğu, üzerinde herhangi bir silinti ve tahribat olmadığı ve aldatıcılık niteliğinin bulunduğu belirtilmiştir.
5. Mahkemece, sanık hakkında başka suçtan yapılan soruşturma kapsamında suça konu sahte nüfus cüzdanını ibraz ettiği değerlendirilerek, resmi belgede sahtecilik ve başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulduğu, suça konu nüfus cüzdanının müsaderesine karar verildiği anlaşılmıştır.
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden 28.06.2014 tarihinde işlenen eylem nedeniyle Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/2719 numaralı iddianamesi ile açılan davanın reddine karar verildiği ve bu hükmün de temyiz kapsamı dışında kaldığı gözetildiğinde, suç tarihinin hükme esas Akçebet Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/367 numaralı iddianamesine göre 27.07.2009 olduğu ve hukuki kesinti nedeniyle de en aleyhe iddianame tarihi olan 28.06.2011 olduğu kabul edilmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
3. Dosya kapsamına göre, en aleyhe 28.06.2011 olan suç tarihinden, temyiz incelemesi tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
B. Sanık Hakkında Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesindeki "Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunun oluşabilmesi için, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir. Beyanı alan memur bu beyanın doğruluğunu araştırıp tahkik etmek ve daha sonra edindiği kanaate göre resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise, bir başka ifade ile resmi belge sadece sanığın beyanına göre değil de memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise maddede tanımlanan suç oluşmayacaktır.
5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde tanımlanan "Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması, aynı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan “iftira” suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası ise “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması durumunda, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması halinde 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; olay tarihinde sanığın başka bir suç şüphesiyle yakalandığı, görevli polis memurlarına kendisini ... ismiyle tanıtarak bu kişiye ait nüfus cüzdanı ibraz ettiği ancak olay tutanağı veya genel adli muayene raporu düzenlenmeden sanığın gerçek kimliğinin tespit edildiği, mağdur ... hakkında herhangi bir soruşturma başlamadan sanığın gerçek kimlik bilgilerini beyan etmesi, olay tutanağının sanık tarafından gerçek kimlik bilgilerine göre imzalandığının anlaşılması karşısında, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı; bununla birlikte sanığın, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemediği, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullandığı gerçek kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği anlaşıldığından 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun unsurlarının da oluşmayacağı, sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak" kabahatini oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B. Sanık Hakkında Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, aynı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yazılı zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği 26.08.2014 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun'un 322 ve 5326 sayılı Kanun'un 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2024 tarihinde karar verildi.