Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, gerekçeli kararın sanığa 13.07.2016 tarihinde tebliğ edilmesi nedeniyle temyiz süresinin son gününün adli tatile denk geldiği, 5271 sayılı Kanun'un 331 inci maddesi gereğince adli tatile rastlayan sürelerin işlemeyeceği ve tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılacağı, üçüncü günün ise hafta sonuna denk gelmesi nedeniyle 05.09.2016 tarihinde yapılan temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Mahkeme kararı ile sanık hakkında fuhuş suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 227 nci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 52 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca, 2 yıl 6 ay hapis ve 300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve verilen cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteğinin; müvekkilinin atılı suçu işlemediğine, yapılan ihbar üzerine olay yerine gidildiğinde sanığın orada bulunmadığına, dinlenilen tanık beyanlarında mağdur ile görüşme yaptıkları yönünde beyanda bulunduklarına, iki adres ve iki olayın bulunduğuna, olay yerine ilişkin sanığa yönelik delil bulunmadığına, bu nedenlerle ve resen görülecek nedenlerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu anlaşılmıştır.
1. İhbar üzerine yapılan araştırmada, sanığın kiraladığı evde mağdurlara müşteri bulduğu ve müşteri karşılığı komisyon aldığının tespiti üzerine sanık hakkında fuhuş suçundan açılan davada, sanığın beyanları ile mağdurların aşamalardaki beyanlarına ve tanıklar O.Ü., S.S. ile İ.A.'nın beyanlarına göre sanığın atılı suçu işlediği Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
2. Sanığın atılı suçlamayı kabul etmediği anlaşılmıştır.
3. Mağdurlar ile tanıklar O.Ü., S.S. ile İ.A.'nın beyanları dosya kapsamında mevcuttur.
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Dosya kapsamına, sanığın beyanları ile mağdurların aşamalardaki beyanlarına, tanıklar O.Ü., S.S. ile İ.A.'nın beyanlarına göre sanığın atılı suçu işlediğine ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile cezasının süresi gereği 5237 sayılı Kanun'un 50 nci, 51 inci ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin uygulanmamasına dair Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. Sair Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanığa yükletilen fuhuş eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Fuhuş suçunun mağdur sayısınca oluşacağı ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdurun birden fazla kez fuhuş yapmasına aracılık yapılması şeklindeki eylemde ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmemiş ise de aleyhe temyiz olmadığından, bu hususlarda bozma yapılamayacağı,
Anlaşıldığından,
Sair yönlerden yapılan incelemede eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme kararına yönelik sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2024 tarihinde karar verildi.