HÜKÜMLER: Suça sürüklenen çocuk..........,hakkında ceza verilmesine yer
olmadığına, güvenlik tedbiri uygulanmasına,
Sanıklar ... ve ...'nun beraatine, sanık ...'nun mahkûmiyetine, kaçak
eşyanın müsaderesine

Sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin, karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; sanıklar ... ve ...'nun beraatine, suça sürüklenen çocuk hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

2.Sanık ...'nun temyiz sebepleri: verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle bozulması talebine ilişkindir.

1.10.07.2014 tarihinde suça sürüklenen çocuk ...'un elinde sigarayla yoldan geçenlere ve oturanlara sigara alıp almayacaklarını sorduğunun görülmesi üzerine, kolluk görevlilerince durdurulduğu ve 2 paket gümrük kaçağı sigaranın ele geçirildiğinin anlaşıldığı, ......,'un ifadesinde; sattığı sigaraları...isimli işyerinden satın aldığını söylemesi üzerine dosyada mevcut 25.08.2014 tarihli tutanağa göre; ... isimli işyerinin ... ve ... isimli şahıslara ait olduğunun tespit edildiği ve alınan arama kararı uyarınca 16.09.2014 tarihinde anılan işyerinde ...'nun bulunduğu görülerek yapılan aramada; işyeri içinde girişe göre orta kısmında bulunan ayakkabı kutularının yan kısmında siyah poşetler içerisinden toplam 202 karton gümrük kaçağı sigara ele geçirilmiştir.

2.Sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesine muhalefet suçundan cezalandırılmaları istemiyle ayrı ayrı kamu davaları açılmış ve suça sürüklenen çocuk yönünden açılan dava bu dava dosyası ile birleştirilmiştir.

3.Sanık ... savunmasında; sigaraların kendisine ait olduğunu, satmak için bulundurduğunu ikrar etmiştir.

4.Sanık ... savunmasında; ... isimli iş yerinin sahibinin Mevlan olduğunu ancak, ...'un işlettiğin, yani satış işlemlerini ...'un yaptığını beyan etmiştir.

5.Sanık ... savunmasında; ... isimli işyerinin kendisine ait olduğunu ancak, ...'un işlettiğini, ele geçen 2020 paket sigaradan haberinin bulunmadığını, ticaretini yapmadığını söylemiştir.

6.Suça sürüklenen çocuk ... savunmasında; sigara satmanın suç olduğunu bilmediğini, sigaraları...isimli işyerinden almadığını beyan etmiştir.

7.18.12.2015 tarihli Adli Tıp Raporuna göre; suça sürüklenen çocuk ...'nın olay tarihinde yaşı da gözönünde bulundurularak 10.07.2014 tarihinde işlediği iddia olunan 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılamadığı ve bu fiille ilgili olarak davranışlarının yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğu bildirilmiştir.

8.Suça sürüklenen çocuk yönünden 12.03.2015 tarihli sosyal inceleme raporunun bulunduğu görülmüştür.

9.Sanıklar ve suça sürüklenen çocuk yönünden yapılan inceleleme sonucu;

A. Sanıklar ... ve ... Yönünden

a.Suça sürüklenen çocuk ...'nın 10.07.2014 tarihinde sigara satarken yakalandığı, ele geçen sigaraları...isimli işyerinden aldığını söylemesi üzerine, 16.09.2014 tarihinde "..." isimli işyerine kolluk görevlilerince gidildiği, işyerinde ...'nun bulunduğu görülerek yapılan aramada toplam 2020 paket gümrük kaçağı sigaranın ele geçmesi şeklinde gerçekleşen olayda, sanık ...'nun işyerinin kendisine ait olduğunu ancak kardeşi olan diğer sanık ...'un işlettiğini beyan etmesi, diğer sanık ...'nun bu ifadeyi doğrulaması, sanık ...'un da işyerinin kendisi tarafından işletildiğini ve ele geçen sigaraları satmak için bulundurduğunu ikrar etmesi, olay tutanağına göre de işyerinde yapılan arama esnasında sanık ...'un bulunduğunun anlaşılması karşısında; bu sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair mahkûmiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediğinden beraatlerine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

b.Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan ... İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Suça Sürüklenen Çocuk ... Yönünden
Suça sürüklenen çocuğun yargılama konusu eylemi için 5607 sayılı Kanun'un 3/5-10. maddesinde öngörülen cezalar dikkate alınarak 15-18 yaş gurubunda olan suça sürüklenen çocuk yönünden; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, ikinci ve dördüncü fıkraları gereği 10 yıl asli, 15 yıl uzatılmış zamanaşımı sürelerine tabi olduğu ve zamanaşımını kesen son işlem olan diğer sanıklar hakkında verilen 05.05.2016 mahkûmiyet tarihinden itibaren 10 yıllık asli zamanaşımı süresi tamamlanmadığı halde "TCK'nun 66/1-e ve 67/2. maddelerinde belirtilen zamanaşımı süresi olan 5 yıl 4 aylık sürenin dolduğu" gerekçesi ile kamu davasının zamanışımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi talepli Tebliğnameye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;

Sosyal inceleme raporu ve 18.12.2015 tarihinde tek hekim tarafından düzenlenen Adli Tıp Raporunda; 15 yaşından büyük olan suça sürüklenen çocuğun sadece yaşı gerekçe gösterilerek işlediği suçun hukuki anlam ve sonuçlarının algılamadığı ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğu belirtilmiş ise de; psikolojik bir bulgudan bahsedilmemesi karşısında; yeniden Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesi veya üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalından temin erilen 3 kişilik bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

C. Sanık ... Yönünden
Sanığın suç tarihinde işyerinde kaçak ve bandrolsüz sigaranın ele geçirilmiş olması, ikrarı ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;

a.Sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesiyle değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi delaletiyle anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca temel ceza belirlendikten sonra aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası gereğince uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

b.Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;

10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu bozmayı gerektirmiştir.

c.Dava konusu eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi atfı yapılmadan müsaderesine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

A.Sanıklar ... ve ... Yönünden

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Suça Sürüklenen Çocuk ... Yönünden

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerlekatılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

C. Sanık ... Yönünden

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ...'nun temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 13.02.2024 tarihinde karar verildi.