Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, davaya katılmasına karar verilen Gümrük İdaresi'nin gıyabında verilen hükmün katılan vekili olarak avukat ...'ye usulüne uygun biçimde tebliğ edildiği, her ne kadar temyiz dilekçesinde Maliye Hazinesi katılan olarak belirtilmişse de temyizin Gümrük İdaresi adına yapıldığı kabulüyle temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi; suça sürüklenen çocuk hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken beraatine karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
Suç tarihinde, suça sürüklenen çocuğun bulunduğu hurdalık tabir edilen yerde oto lastiği içerisinde saklanmış olarak 6 karton kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Suça sürüklenen çocuk hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 16.06.2020 tarihli ilamı ile suça sürüklenen çocuk hakkında yerel mahkemece verilen 12.03.2014 tarihli mahkûmiyet hükmünün "beraati gerekirken mahkûmiyetine" karar verilmesi nedeniyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 16.06.2020 tarihli ve 2019/5023 Esas, 2020/6843 Karar sayılı bozma ilâmı sonrası Mahkemece duruşma açılıp taraflar davadan haberdar edilip hüküm kurulması gerekirken, duruşma açılmaksızın tensiple suça sürüklenen çocuğun beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği sair yönleri incelenmeksizin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 13.02.2024 tarihinde karar verildi.
(K.D.)
Sayın çoğunluğun, 5607 sayılı Kanuna muhalefet suçundan açılan davada Muhakemat Müdürlüğü adına temyiz talebinde bulunulmuş olması nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verilmesi yerine, temyiz talebinin kabulü yönündeki kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Gümrük İdaresi ile Maliye Bakanlığı Muhakemat Genel Müdürlüğü arasında imzalanan protokol uyarınca, 01/10/2014 tarihine kadar Gümrük İdaresinin taraf olduğu davaları takip etme görevinin Muhakemat Müdürlüklerine ait olması nedeniyle, Gümrük İdaresi adına Hazine vekilliğine yapılan tebligatlar geçerli olacaktır. Temyiz talebinin ise, suçtan doğrudan zarar gören, davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunan Gümrük İdaresi adına yapılması gerekmektedir.
Dava dosyasında hazine vekilinin, “Gümrük İdaresi adına” davaya katıldığı ve gerekçeli kararın da Gümrük İdaresi adına Hazine vekiline tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. 5607 sayılı Kanuna muhalefet suçundan açılan davaya, Hazine vekili Gümrük İdaresi adına katıldığı halde temyiz dilekçesini “Maliye Hazinesi” adına sunulmuştur.
Bu itibarla, suçtan doğrudan zarar görmeyen, davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmayan “Maliye Hazinesi adına” temyiz talebinde bulunulduğu hususu gözetilerek hazine vekilinin temyiz
itirazlarının 5320 sayılı Yasa'nın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 317.maddesi uyarınca reddine karar verilmesi yerine, temyiz talebinin kabulü ile esasa girilerek temyiz incelemesi yapılması yönündeki sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 13.02.2024