Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz isteği; sebep belirtmeksizin hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir.
İnceleme konusu 06.10.2016 tarihli karar, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihi olan 20.07.2016 tarihinden sonra verilmiş ise de; söz konusu kararın Askeri Mahkemelerin kapatılma tarihinden önce verildiği ve (mülga) 353 sayılı Kanun hükümlerine, dolayısıyla temyize tabi olduğu anlaşılmakla tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan incelemede; sanığın 02.01.2015 tarihinde Birliğinden firar ettiği, durumun aynı gün yapılan sabah yoklamasında tespit edilerek tutanakla kayıt altına alındığı, bir müddet firari durumda kaldıktan sonra 07.01.2015 tarihinde İzmir Karabağlar Polis Merkezi Amirliğine bağlı ekipler tarafından yakalandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 68/1 ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53 maddeleri uyarınca yakalanmakla son bulan mehil içi firar suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında özetle; annesinin rahatsızlığı nedeniyle izin almak istediğini ancak alamadığını be sebeple firar ettiğini beyan etmiştir.
Sanığın birliğinden izinsiz ayrıldığına ve yakalandığına dair tutanak, vaka kanaat raporu dosya kapsamında mevcuttur.
1632 sayılı Kanun'un 68/1 maddesinde yer alan; "66 ve 67 nci maddelerde yazılı olan süreler içinde yakalananlara iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir." şeklindeki düzenleme karşısında; sanığın 02.01.2015-07.01.2015 tarihleri arasında kesintisiz süren yakalanmakla son bulan mehil içi firar suçunu işlediği ve savunmalarında da suçunu ikrar ettiği belirlenmekle, eylemi sabit görülerek Mahkemece sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde
görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
13.02.2024 tarihinde karar verildi.